26 Temmuz 2012 Perşembe

MEKSİKA'DA HAFTANIN PANORAMASI



Meksika liginde ilk hafta geçtiğimiz hafta oynanan Jaguares-Tigres maçı ile başladı.Tribün dolululuğu açısından dünyanın en önde gelen liglerinden olan Liga MX’te,gene coşkuUl seyirciler önünde maçlar oynandı.
Tarihte en çok şampiyon olan beş takımdan America,Azul ve Pumas berabere kalırlarken;Toluca Chivas’ı yendi.Son şampiyon Santos Laguna ve ligin yeni takımı Leon’da kazandılar.

Jaguares:0 Tigres:4

Bir önceki postuma bakacak olursanız,Jaguares’in bu sene defans ve kaleci açısından çok sıkıntılı bir sene geçireceğini bekliyordum.Elbette Jackson Martinez gibi bir hücum gücünün ayrılması da büyük sorundu.Bir de ligin en komple takımlarından biri olan Tigres ile karşılaşmaları,tüm bunların üstüne tüy dikti.Adeta hafif sıklet ve ağır sıklet maçı oldu.İlk yarı maçın başından itibaren özellikle Jaguares’in iki kanadını da felç ettiler.Önde Pulido’nun açtığı alanlara çok rahat boş koşular yaparak gol pozisyonlarına girdiler .Tigres’nin 4-4-1-1 sistemi,zaten daha güçlü olan orta sahalarını da göz önünde tutunca,Jaguares’i sürüklase etti.İlk yarıda skor çok daha farklı olabilirdi.İkinci yarı skorun da verdiği rahatlıkla ,oyunun kontrolünü elinde tutan Tigres maçı 4-0 bitirdi.İkinci yarının  en önemli olayı da yeni Martinez olarak tanıtılan Jhon Cordoba’nın oyuna girmesi idi.İlk maçında bende iyi bir izlenim bıraktı.



Cruz Azul: 0  Morelia:0

Morelia omurgasından 3 önemli adam kaybetti bu sene.Defansta Aldrete,orta sahada oyunu yönlendiren adam Lugo ve forvette Marquez’i verdiler.Geçen sene topu kendilerinde tutup,set oyunu da oynuyorlardı,çabuk kontratağa da çıkabiliyorlardı.Bu üç oyuncunun kaybı sonrasında alınan oyuncuların genelde geniş alan oyuncuları olması ve oyunu yönlendirecek lider bulunmaması bu maçta sırıttı.Maç boyunca genelde topun arkasında durup,kontratağa çıkmayı planlamışlar fakat o da en önemli geniş alan oyuncusu Rojas’ın erken sakatlığı ile sekteye uğradı.Verimsiz bir maç geçirdiler.Cruz Azul,4-4-2 ile başladı.Kanatta Barrera üzerinden gitmeye çalıştılar fakat onun Morelia’nın oyun tarzının da etkisi ile  çok sıkışması ve ortaya yönelmesi hücumu iyice çıkmaz soktu.Takım Pavone’nin ileride kovaladığı ve rakip defansın dengesini bozarak yakaladığı pozisyonlarla sonuca gitmeye çalıştı.Bununla beraber maç boyunca kilidi açamadılar.Pavone'nin iyi bir transfer olduğu bu maçta göründü,Barera’nın zamana ihtiyacı var.

Monterrey:0 Club America:0
 
Sezon favorilerinden iki takımın karşılaştığı maçta,Monterrey’in bir adım önde olmasını bekliyordum.Özellikle maça orta saha ve ileride 5 tane hücuma dönük oyuncu ile başlayan Monterrey’in planı basitti.Bir an önce golü bulup,rakibin gardını düşürmek.America’nın birinci kalecisi Munoz’un sezon öncesi geçirdiği kazadan dolayı maça America U-20 kalecisi Gonzalez başladı.Monterrey,tecrübesiz kaleciden faydalanmak için maça baskılı başladı fakat Gonzalez ligin belki de en iyi hücum hatlarından birine karşı inanılmaz ayakta kaldı.Monterrey’in kanat beki destekli 5’li hücumuna karşı Club America,genelde sağ açık ya da bek oynayan Juarez destekli 5’li bir defans uyguladı.Meksika milli takımında zaman zaman değişmeli sağ bek oynadığı Aguillar sağ beke yerleşirken,Juarez sağ iç gibi defansı 5’ledi.Defansa fazla konsantre olunca,kaptıkları toplarla hücumda çoğalamadılar ve Benitez’in boğuşmasına kaldılar.Bu biraz da kaleciye güvenememkten kaynaklandı bence.Ama Gonzalez rüştünü ispat edince,ikinci yarı daha ortada daha kora kor bir maç izledik.

Atlas:1 Unam Pumas:1

Atlas,Clausura’da sadece 8 gol atınca,sezona hücum ağırlıklı transferlerle başlamıştı.Hücumda Mancilla,Vuoso ve Sandoval gibi ligin tecrübeli ve yaşı ilerlemiş forvetlerini aldılar.Bu tarz oyuncular ile oynuyorsanız takımın kalanının fizik gücü yüksek olmalı,onların eksikliğini kapatsınlar ya da sonuca hemen ulaşmalısınız.Atlas,maça Vuoso’yu kenarda oturtarak başladı.Mancilla önde tek yanında kanatlardan Santana ve Sandoval destekli bir plan uygulamaya çalıştılar fakat maçın başında Bravo’nun attığı güzel gol işleri onlar için zorlaştırdı.Pumas’da ise birbirini tanımayan 4 oyuncudan oluşan orta saha ve hücum ,sistem arızası yaşadı ve rakibin erken yediği golün şokuna uğramasından yararlanmadılar.Bravo,Villa,Lozano  ve Romangoli ilk defa bir resmi maçta bir arada oynadılar.
İkinci yarı Vuoso hamlesi ile Atlas iyice maçı forse etmeye başladı.İkinci yarı özellikle Pumas’nın üstüne gittiler fakat Praguay milli takım oyuncusu Veron’un sakatlıktan döndükten sonra Pumas defansını çok iyi organize ettiğini gördük.Hala takımın en zayıf halkası olarak gördüğüm Palacios’ta yediği gole kadar iyi oynadı ama gene hatalı bir çıkış ile ev sahibi takıma bir puanı hediye etti.

Toluca:2 Chivas:1

Hollanda ekolü ile yeniden yapılanmaya çalışan Chivas,genelde altyapıdan oyuncu sağlamaya yönelik olan sistemine bu transfer döneminde takıma ağabeylik yapacak iki lider oyuncu olan Perez ve Marquez'i monte etti.Yeni hoca Van’t Schip yerleştirmeye çalıştığı 4-3-3 sistemi ile maça 1-0 mağlup başladı.Zira takımın direkt üç oyuncusu Fabian,Ponce ve Alvarez ,Olimpiyat takımında olduğundan,tam olarak sisteme adapte olamadılar.Bunun yanında Van’t Schip’te maça yanlış adam ve mevkii tercihleri ile başladı.Küçük yaş gruplarından bu yana ikili forvetten biri olarak oynamaya alışmış Fierro sağ açıkta başladı.Bu Marquez’i de etkisizleştirdi.Chivaslı oyuncular ne yaptığının ya da oynadığının farkında değildi ve Toluca forvetleri iki golde de topu atacakları köşeyi seçecek kadar markajsız poziyon aldılar.Top Chivas’ta olmasına rağmen,skorun avantajı ile deToluca’nın topun arkasında 8-9 kişi olması Chivasa pozisyon şansı yaratmadı.İkinci yarı Torres’in de girmesi ile forvet ikilenince hem Chivas bildiği düzene döndü hem de Marquez’in etkinliği arttı ve golcü oyuncu golü buldu.Toluca ise kadro yetersizliği nedeni ile bu hamlelere yeterince cevap veremedi.Teknik direktör Meza’nın yapabileceği tek hamle geniş alan oyuncuları sahaya sürmekti.O da pek etkili olamadı.Maçın geri kalanın da puan kurtaracak pozisyonları yakalamasına rağmen Chivas,ilk yarısını çöpe attığı maçı kaybetti.



İlk hafta da en hazır takım tartışmasız Tigres idi.Tijuana ,geçtiğimiz yıl sahaya sürdüğü disiplinli ve sabırlı oyununu devam ettiriyor.Bu sene çok zor bir deplasman olacağını düşünüyorum kuzey sınırının.Ligin yeni takımı Leon’da kazandı fakat ligin en zayıf takımı bence Queretaro.Buna rağmen maçta üstün taraf ev sahibi idi ve bir de penaltı kaçırdılar.Son şampiyon Santos ise Meksika'da şampiyonluk duvarına çarptı.Genelde şampiyon takım Meksika'da şampiyonluk kutlamalarına henüz başlamışken,sezonu erken bitiren takımlar yeni turnuvanın hazırlıklarına başlar.Santos erken gol yemesine rağmen,zorlansa da golü buldu

Ligin ikinci hafta maçları aşağıda ve seyretmeye değer maçları kırmızı ile işaretledim.

28 Temmuz 2012

03.30 Morelia-Monterrey
05.30 Leon-Tijuana(TV yayını yok)

29 Temmuz 2012
01.00 America-Jaguares
03.00 Tigres-Atlante
03.00 Pachuca-Atlas
05.00 San Luis-Cruz Azul
20.00 Pumas-Queretaro
20.00 Puebla-Toluca

30 Temmuz 2012
00.00 Chivas-Santos Laguna

20 Temmuz 2012 Cuma

MEKSİKA APERTURA 2012 KİM KİMDİR?


Start alan Meksika ligindeki takımları kısaca klavyemiz döndüğünce tanıtmak istiyorum.Kimler yıldız adayları,kimlere dikkat etmek lazım?


Santos Laguna

Son 4 turnuvanın 3’ünde final oynayıp hepsini kaybeden Santos Laguna,Clausura’yı Monterrey’i finalde yenerek kazandı.T.Direktör Galindo’nun yönetiminde ofansif bir oyun oynayan Santos,kadrosunun çok önemli taşlarını tutarken Lugo gibi çok önemli bir orta saha oyuncusunu da kadrosuna kattı.Bu sene ligi rahatlıkla ilk 3’de bitireceklerine inanıyorum.Oturmuş kadro ve sistemleri ile favorilerden biri

Takibe Alınması Gereken Oyuncular: Öldürücü bir forvet hattına sahipler. 24 yaşındaki Quientero ve 28 yaşındaki Peralta takımı taşıyan isimler.Peralta,olimpiyat kadrosunda olduğu için bir müddet yok.Quientero,çabuk ve teknik bir oyuncu iken Perelta ise gol vuruşlarında ülkenin eni iyilerinden

UANL Tigres

Monterrey kentinin iki takımından biri olan Tigres,T.Direktör Feretti yönetiminde sabırlı,fizike dayalı bir futbol oynuyor.Son turnuvada yarı finalde Santos’a elendiler.Transfer döneminde golcüleri Mancilla’yı Atlas’a kaptırmalarına rağmen Luis Garcia ve Guarch transferleri ile forveti güçlendirdiler.Şampiyonluk adaylarından biri de onlar.

Takibe Alınması Gereken Oyuncular:24 yaşındaki sol bek Nillo,bir bek oyuncusu görünümünde değil.Uzun boyuna rağmen özellikle kanat bindirmelerinde çok etkili.Geçen yıldan beri Meksika Milli takımında direkt oynuyor.Alan Pulido ise 21 yaşında ve forvet oyuncusu.Tigres altyapısında yetişti ve alt yaş kategorilerinde milli takım forması giydi.Arkadaşlarına yer açan,hareketli ve takım oyuncusu özelliğine sahip.Daha genç fakat bu turnuvada Tigresnin yükünü o çekecek.

Monterrey 

G.antep’te de oynamış Antonio de Nigris’in kardeşi Aldo De Nigris ile Şilili forvet Suazo’nun ligin en iyi forvet ikilisini oluşturdukları Monterrey,bu ikiliye bağımlı duruyor.Kadro derinliği açısından ligin uzak ara en iyi takımı durumundalar.Delgado gibi Lyon’da üst düzey oynamış bir isim ve Neri Cardozo gibi Boca Juniors okulundan mezun olmuş bir oyuncu akla gelen isimler.Orta sahasının önemli ismi Luis Perez’i Chivas’a kaptırmasına rağmen,her zaman şampiyonluğu zorlarlar.

Takibe Alınması Gereken Oyuncular:22 yaşındaki Hiriam Mier defans oyuncusu olarak ortada ve sağbekte oynayabiliyor.Zaman zaman topa müdahalede geç  kalsa da, ya da yerini kaybetse de sezgisi yüksek ve fizik mücadelede sağlam bir oyuncu.26 yaşındaki Severo Meza ise bu sene Meksika Milli takımında oynamaya başladı.Ön libero mevkiinde ve gene sağ bekte forma giyen oyuncu,Meksika milli takım hocası De La Torre’nin rakibi durdurup oyunu kanatlara yaymaya dayalı sisteminde başarılı bir kesici ve dağıtıcı

Club America
Uzun yıllardır gelen başarısızlıklardan sonra Clausura’da yarı final oynadı.Takımın önemli silahı Avrupa tecrübesi de görmüş Kolombiyalı Cristian Benitez ve Arjantinli Daniel Montenegro .Bu sezon İskoçya’da fazla şans bulamayan milli oyuncu Juarez’i,Morelia’dan sol bek Aldrete’yi ve Tecos’tan kanat oyuncusu Sambueza’yı alarak kadroyu güçlendirdiler.

Takibe Alınması Gereken Oyuncu:19 yaşında ve 1.90 boyundaki defans oyuncusu Diego Reyes.Fiziğine rağmen hantal değil ve özellikle kafa toplarına hakim olduğu kadar,yerden müdahalelerde de başarılı.Man.Utd,Valencia gibi takımlar onu Olimpiyatlarda takip edecek.21 yaşındaki hücum oyuncusu Raul Jimenez’de çok başarılı bir pasör,gol yollarında etkin değil ama yanındakileri pozisyona sokmakta etkin.O da olimpiyat kadrosunda olacağından bir müddet izleyemeyeceğiz.




Cruz Azul
1997’den beri şampiyon olamamasına rağmen ülkenin en büyük seyirci potansiyeline sahip kulüplerinden biri olan Cruz Azul ,seneye hoca değişikliği ile başladı.Pumas’yı şampiyon yapan  Memo Vazquez’i takımın başına getirirlerken,kadroyu da yenilediler.Yıllardır takımda yer alan golcü Villa gönderildi.Yerine Lanus’ta iyi sezon geçiren Arjantinli Pavone alınırken,Atletico Madrid’ten Luis Perea ve EPL ile La Liga tecrübesi yaşamış yetenekli kanat oyuncusu Pablo  Barrera’yı döndürdüler.Kadro yeterli olacak mı bu net değil bence

Takibe Alınması Gereken Oyuncu:25 yaşında olmasına rağmen yaklaşık 3 sene Avrupa’da oynayan Pablo Barrera özellikle sağ açık oynamasına rağmen,içe doğru kat ederek gol atmayı da seven bir oyuncu.Çabuk ve dikine gitmek hoşuna gidiyor.Meksika milli takımında Giovanni Dos Santos ile beraber sistemin önemli oyuncusu bana kalırsa .Nestor Arajuo’da 20 yaşında olmasına rağmen Azul’da 40’ı üstünde maça çıktı.Fiziği kuvvetli ve güçlü bir oyuncu.Tek eksiği biraz ağır olması

Pachuca
2000’li yılların en flaş takımı olan Pachuca,2008’de oynadığı finalden sonra Concacaf’ta şampiyonluk yaşasa da ligde bir türlü istikrarı yakalayamadı.Takımın başına efsane oyuncu Hugo Sanchez getirildikten sonra çok ciddi paralar harcandı.Rayo’dan Raul Tamudo,Toluca’dan  Calderon,Chivas’tan orta saha oyuncusu Medina,La Liga ve EPL tecrübesi olan Da Silva ve en önemlisi Meksika tarihinin hala en pahalı transferini yapmış Nery Castillo gibi isimleri aldılar.Takım tamamen çehre değiştirdi.Hugo Sanchez’in görevi bu anlamda çok zor

Takibe Alınması Gereken Oyuncu:Tartışmasız Hector Herrera.Görünüşü korkunç olabilir ama 22 yaşıdaki orta saha oyuncusu inanılmaz bir oyun görüşü yeteneğine sahip .Zaman zaman istikrarsızlık yaşadı.2011’de yılın çaylağı seçildikten sonra o da Avrupa devlerinin kıskacına girdi.Ne yazık ki o da olimpiyat kadrosunda.Bu sene gelmesine rağmen Nestor Calderon’da sol kanatta fark yaratacak oyunculardan olacak.Toluca’da özellikle Mancilla ayrıldıktan sonra Alonso ile iyi işler yapmıştı.Tarz olarak Barrera’ya benziyor.






Unam Pumas
Yıllardan beri transfer yapmayan yönetim,bu sene hem takımın başına yen bir hoca getirdi hem de transfer yaptı.Onlar da altyapı destekli bir takım olarak uygulamaya çalıştıkları yabancısızlaştırma projesini bir süre rafa kaldırmalarına rağmen,genç oyunculara şans veren bir takım.Bu sene golcü Villa,orta saha oyuncuları Lozano ve Romangoli ve kariyerinde Barcelona-Liverpool gibi takımlar olan Luis Garcia’yı aldılar.Takım biraz yaşlansa da sağlam bir temelin üzerine kurulu olduğundan önleri açık.Tek zayıf noktaları kaleci.

Takibe Alınması Gereken Oyuncu:Javier Cortez 23 yaşında olmasına rağmen son 2-3 senedir bu takımda hücuma yönelik orta saha oyuncusu olarak oynyor.Özellikle duran toplarda çok etkili ve aralara koşu yaparak gol atabiliyor.O da olimpiyat kadrosunda

Monarcas Morelia
Son 2 senedir yüksek harcamalar yaparak,şampiyonluğa oynamaya çalışsa da ,Morelia sadece bir final oynadı ve onu da kaybetti.Son 3 sendir takımı çalıştıran T.Direktör Tomas Boy’u gönderip,yerine Romano’yu getirdiler.Transfer döneminde en önemli kayıpları orta saha oyuncusu Lugo,defans Aldrete ile forvet Marquez oldu.T.Direktör Romano,genelde Santos Laguna’yı çalıştırırken takımında bulunan eski oyuncularının yanında Jefferson Montero ve Oscar Rojas gibi yetenekli oyuncuları tercih etti.

Takibe Alınması Gereken Oyuncu:Bu sene büyük tecrübe Miguel Sabah’ın yanında pırpır tabir edilen tarzda bir oyuncu olan  Rojas ve gene İspanya’da bekleneni verememiş ama Meksika’da özellikle yararlı olabilecek Jefferson Montero’ya dikkat diyorum

Chivas Guadalajara
Ülkenin en önde gelen futbol takımı ve taraftarlarına göre Meksika’nın en önemli gerçeği olan Chivas’ın yıllardır yaptıklarına şapka çıkarmak lazım.Yazılarımıza devam edersek,bol bol söz edeceğimiz bir sürü futbol ürününe sahip.Bununla beraber yapılan eleştiri bunca yetenekli ve aç gence ağabeylik yapacak olan futbolcu eksikliği idi.Onun için bu sene iki adım atarak Monterrey’den Perez’i ve Morelia’dan Marquez’i alarak taraftarlarını sevindirdiler ama başka da bir şey yapmayarak daha sonra heveslerini kursaklarında bıraktılar.Geçen sene efsane Cruyff’u danışman olarak getirdiklerinde takımda ne gibi değişiklik olacağı merak konusu idi ama Cryuff’ta vatandaşı Van’t Schipp’i takımın başına getirerek bir anlamda hemşerilik yaptı.Chivas şimdi 3-1-4-2 ya da 4-2-4 gibi hücum futbolunun doruklarındaki sistemlerle yeni sezona başlayacak ve Fabian’da dahil tam 3 direkt oyuncuları olimpiyattalar.

Takibe Alınması Gereken Oyuncu:Bu takımda elbette çok isim var ama Marquez ve Torres’ten sonra oyuna girecek olsa da 17 yaşındaki Carlos Fierro’yu çok önemsiyorum.Yaşının ötesinde bir soğukkanlılığı ve futbol sezgisi var.Gol yollarında çok iyi.Miguel Angel Ponce,Chivas’ın uzun zamandır beklediği bir defans oyuncusu.Sol bekte oynamasına rağmen tek şanssızlığı Milli takımda Nillo ile rekabete girmesi.Ona göre biraz daha ufak tefek omasına rağmen,seriliği  ve vazgeçmeyen karakteri en önemli özelliği.

Jaguares
Jackson Martinez bu takımın %60’ı idi desek yanlış olmaz herhalde.Portoya gittikten sonra yerine aynı etkide bir transfer yapılamadığı gibi defans ve kaleci hatları da çok zayıf.Genelde defansa transfer yaptılar ama onların da sisteme uyum sağlamaları zaman alacak.Bu sene play off görmeleri de zor görünüyor.

Takibe Alınması Gereken Oyuncu : Jhon Cordoba 19 yaşında yeni Kolombiyalı forvet transferleri.Envigado kariyeri ilgi çekici,genç yaşına rağmen 11 gol atmış.Fizik olarak Jackson Martinez’İ andırıyor.


Toluca
Teknik direktör De La Torre’nin Milli takıma gitmesinden sonra istikrarsız bir döneme giren Toluca,efsane hoca Meza ile anlaştı.Romangoli ve Calderon’un ayrılmasından sonra biraz daha dinamik transferler yapmaya çalıştılar.Meza,genelde eskiden çalıştığı oyuncuları tercih etti.Fakat en önemli hüsran son iki turnuvanın gol kralı Ivan Alonso’nun kalp rahatsızlığı nedeni ile sezon başlamadan 3 hafta önce futbolu bırakması oldu.

Takibe Alınması Gereken Oyuncu:Isaac Bruzela 21 yaşında.Hücuma dönük orta saha oyuncusu olarak oynuyor.Son şampiyon olunan 2010’da genç yaşına rağmen aktif rol oynamıştı.Yalnız her genç oyuncu gibi kalitesi yanındaki oyunculara paralel olarak artıp,azalıyor.Bu sene kendisinden çok şey bekleniyor.

Tijuana
T.Direktör Antonio Mohammed ile çıkış yapan kuzey sınırının takımı Tijuana,transfer döneminde Jose Sand ve Arvelao gibi çok önemli iki kayıp yaşadı.Bununla beraber takımın nüvesi o kadar sağlam ki ben çok sorun yaşayacakları zannetmiyorum.Mohammed,gene sağlam bir orta saha ile oynayıp,yakaladıkları pozisyonları gole çevirecekleri bir sistem oluşturacaktır.Playoffları kovalarlar.

Takibe Alınması Gereken Oyuncu:Fidel Martinez 22 yaşında.Ekvadorlu oyuncu sağ açık oynuyor.Özellikle Dep.Quito çıkışlı oyuncular benim hep dikkatimi çekmiştir.Libertadores’te Chivas’ı 5-0 yendikleri maçta izlemişliğim var açıkçası sonra takip etmedim.Bununla beraber iyi bir kumaşı olduğu her halinden belli.

Atlas
Apertura’da sadece 8 gol atınca,Atlas hemen transfer pazarına forvet arayışına girdi ve Mancilla ile Vuoso gibi veteran ama her zaman iş yapacak iki forvet aldı.Uzun dönemdir düşme mücadeleleri ile boğuştuklarından oyuncu kadrosu artık bence yıprandı.Bu turnuvada da onlardan çok şey beklememek lazım ama en azından taraftarlarını uyutmazlar.

Takibe Alınması Gereken Oyuncu:Sistem oyuncuyu ortaya çıkaracak.Çok göze batan bir isim yok

Club Leon
Tarih açısından önemli bir yere sahip Leon,tam 5 şampiyonlukları var ve uzun yıllardır Meksika Primera’da oynayan çoğu takımdan fazla bu sayı.Yeniden dönmeleri bekleniyordu.Özellikle Morelia ve Jaguares’e de sahip olan TV Azteca grubunun da desteği ile bayağı transfer yaptılar.Ligde uzun yıllardır oynamış çok tecrübeli isimleri kadrolarına kattılar.Davino,Magallon,Montes,Munoz Mustafa gibi isimleri bir arada oynatmaya alıştırmak zaman alacak.Bu anlamda T.Direktör Gustavo Matosas’ın işi çok zor.

Takibe Alınması Gereken Oyuncu:Açıkçası hiç seyretmdim Dario Burbano’yu.24 yşında ve Deportivo Cali’den sezon ortasında Leon’a gelmiş.Orta sahada oynuyor.Okuduğum kadarı ile kısa boylu,çabuk ve yaratıcı bir futbolcu.Uruguaylı forvet Sebastian Maz ile iyi bir sinerji oluşturmuşlar.

Atlante
Onlarda son şampiyonlukları olan 2007 yılından bu yana sallanıyorlar.Takımın başına son 2-3 görevinden kuyruğuna teneke bağlanarak gönderilen La Volpe getirildi.Özellikle oyuncuları ile fazla geçimsiz olarak bilinir La Volpe.Sorunlu bir takımın başına gee bir o kadar sorunlu bir hoca getirmek büyük risk bence.İki mühim transfer yaptılar.Birincisi La Ligade uzun zamandır oynayan Valdo ve diğeri ise Colo Colo’nun son 2-3 yılına damga vuran Esteban Parades.İşleri çok zor.

Takibe Alınması Gereken Oyuncu: Esteban Parades ‘in yaşı ileri ama formunu bulursa seyretmeye doyum olmayacak bir isim

Kalan 3 takım olan San Luis,Queretaro ve Puebla’dan hiç umudum yok.Takımlarını dağıtıp,yeni oyuncu transferleri yaptılar.Özellikle son ikisi finansal zorluklar nedeni ile kadrolarını sık sık değiştirdiklerinden buna daha çok alışıklar.Queretaro’da forvet Carlos Bueno ve Puebla’da da Marcus Beasley her zaman takip edilmesi gereken oyunculardır.

MEKSİKA : AMERİKA KITASININ YÜKSELEN DEĞERİ

   


60’ların sonu ve 70’lerin başından itibaren kariyer arayan oyuncular Avrupa ve G.Amerika kıtası dışında Yeni Dünyayı tercih etmeye başlamışlardı.Pele ve Beckenbauer bunların kariyer açısından en üst noktası idi.Yıllar geçtikçe futbolun esas er meydanı her zaman Avrupa olarak kalacaktı ama teknoloji ile beraber dünyanın her noktasında bu sanatçılar artık takip edilir ve canlı izlenmek istenir oldular.Önce Uzakdoğu ardından Arap Yarımadası’ndan oyunculara astronomik teklifler sunuldu ,fakat coğrafi ve iklimsel şartlar ancak yaşı 30’u geçmiş ve emekliliği gelmiş oyuncuları buralara çekti.Hala da para kazanmaya bakan,futbolla bence ilgisi kalmamış oyuncular buraları tercih etmektedir.

Son yıllarda bir ülke hem G.Amerika kıtasına yakınlığı nedeni ile yetenekli kıta oyuncularını,hem Yeni ve Eski Dünyaya coğrafi olarak yakınlığı nedeni ile Avrupalı oyuncuları hem de geleneksel olarak futbola olan düşkünlüğü nedeni ile futbolseverleri kendine çekmeye başladı.Meksika...Bu ülke,Ivan Zamarano,Claudio Lopez,Ilıe Dumitrescu gibi dünya çapında oyuncuları 90’ların sonunda kendine çekmişti fakat son yıllarda özellikle La liga çıkışlı oyuncular başta olmak üzere Avrupalı oyuncular da burayı tercih etmeye başladı.Raul Tamudo, Luis Perea,Luis Garcia Fernandez ve Luis Garcia bunlardan bir kaçı.Alessandro Del Pierro’nun menajerleri dahi yazın transfer görüşmesi yapmaya geldiler.

Meksika,yaşanması kolay bir ülke değil.Özellikle suç oranları çok yüksek,geçen yıl Santos Laguna-Morelia maçının 40.dksında saha içinde yaşananları herkes hatırlar.Salvador Cabanas 2009’da bir gece kulübünde, bir mafya heaplaşmasında kafasından vurularak,aylarca komada kalmıştı. Oyuncular,Arjantin kadar olmasa da taraftarların baskısı altındadırlar.Bununla beraber iyi maaş alırlar,vergi yok denecek kadar azdır.Bir Meksikalı oyuncuyu iki şekilde transfer edebilirsiniz.Ya adınız Man.Utd,Arsenal ya da Barcelona olur oyuncunun aklı gider,ya da oyuncunun yaşı ilerlemiş ve ülkesinde piyasasını kaybetmiştir.

Bununla beraber Meksika’yı Katar,Türkiye,Rusya gibi ücreti dolgun veren ve vergi cenneti olan ülkelerden ayıran çok organize bir altyapı düzeni olmasıdır.Yabancı yıldızlar,oyuncuların önünü kapamak için değil onlara katkıda bulunmaları için tercih edilir.Bu sebeple,genç yaş kategorilerinde Meksika uzun yıllardır düzenli yer alarak,üst sıralara mücadele vermektedir.Fabian De La Mora,Dos Santos kardeşler,Carlos Vela ve tabii ki Hernandez ile daha alt taş kategorisinde Erik Torres,Carlos Fierro,Marco Bueno,Alan Pulido,Diego Reyes bu yapının ürünleri olarak dünya futboluna sunuldular.




Peki bunu nasıl başardılar? Dünyanın en zengin 10 kulübünden biri olan Club America,onca zenginliğine rağmen altyapıya yaptığı yatırımla son 4 senedir U-20’de şampiyon olmaktadır.Ellerindeki maddi gücü sadece dünya starları için değil;antreman sahaları,futbol okulları ve antrenör eğitimleri için harcıyorlar.

Chivas,yabancısız oynama geleneği ile yıllardır devam eden bir kulüp ve altyapıdan yetiştirdiği oyuncular ile tam bir futbolcu fabrikası.Küçük yaşta aldığı oyuncuları yetiştirerek,önce kendi kulübünü daha sonra diğer takımları besliyor.Bu oyuncuların aynı zamanda,normal eğitim almaları da şart koşuluyor.Örneğin geçen sene okumak istemediği için U-17 Dünya şampiyonu takımında da oynamış Jose Tostado’yu kadro dışı bırakarak,Tigres’ye verdiler.Bu konuda kesinlikle taviz vermediler.Oyuncuların hem yetenek hem de sosyal birey olmaları açısından gelişmelerini önemsiyorlar.

Her takımın nerdeyse alt liglerde pilot takımları var.Kullanmadıkları oyuncuların bu liglerde tecrübe kazanmalarını ve kendi takımlarında oynayacak olgunluğa ulaşmalarını bekliyorlar.Dolayısı ile Meksika Ligi aslında yetenekli ve Avrupaya gitmek için burayı zıplama taşı olarak kullanan G.Amerika kıtası oyuncuları,sistem ve disiplin sahibi Avrupalılar ve kendi futbol kültürlerini almış yetenekli genç oyunculardan oluşuyor.

Bu gece yeniden Meksika’da futbol start verecek.Uzun zamandır yapılmayan Meksika Kupası da yeniden hayata geçirilecek.Futbol seven  herkesin takip etmesi gereken bir lig burası.Heyecan ve aksiyon burada hiç bitmiyor.

17 Temmuz 2012 Salı

Dame N'Doye Hakkında Her Şey...



 Sonda söyleyeceğimi başta söyleyeyim : Türk Futbol tarihinin gelmiş geçmiş en iyi 2-3 santraforundan birini transfer etmek üzere Trabzonspor...

 Malum Dünya futbolunu takip eden ve geleceğimi bu yönde şekillendirmek isteyen bir adamım.. Bu nedenle Avrupa da az sivrilen oyuncular, heleki santrafor ise gözüme çarpıyor ve listeme ekleyip izlemeye başlıyorum.. Dame N'Doye ismini ilk duyuşum Panathinaikos yıllarına dayansa da, ilk izleyişim Kopenhag da ki ilk sezonunda Avrupa Ligin de oynadığı Sparta Prague maçı olmuştu.. Ardından gelen Avrupa Ligi maçlarında ve lig de gösterdiği performansla Trabzonspor için "İşte tam zamanı, şimdi alınmazsa elimizden kaçar" demiştim içimden.. Zira o sezonu 23 gol atarak bitirip, 2010-2011 sezonunda Lig de elde ettiği gol krallığı ve Şampiyonlar Liginde ki başarılı performansı umutlarımı bitirmişti.. Sezonu ; Danimarka liginde 31 maçta 25 gol 12 asist, Şampiyonlar ligi grup maçlarında ise 2 gol kaydederek tamamlıyordu,Şampiyonlar liginde attığı 2 golün 3 Puan getirmesi ve takımı üst tura çıkaran performansı değerini katladı.. bu dönemde ilk kez Senegal Milli Takımına seçildi ve bir çok Avrupa kulübünün transfer listesinde bulunsada el yakan bonservis bedeli sebebiyle takımda kaldı..

 Dame N'Doye, sönük kariyerini Kopenhag da geçirdiği ilk 2 sezonla zirveye çıkardı.. Bu tırmanışta kendisinin çok büyük saygı duyduğu teknik drektörü Stale Solbakken'in önemi çok büyüktür.. Danimarka da yılın futbolcusu ödülünü almak için sahneye çıktığında "Ben futbolu sadece zevk almak için oynuyordum,Solbakken bana sorumluluk almayı öğretti" diyerek hocasının üstündeki emeğini her fırsatta dile getiriyordu.. 2011-2012 sezonunun başında Solbakken'in ayrılması N'Doye yi ve takımı olumsuz etkiledi.. yerine gelen Ronald Nilsson takım üzerinde otoriteyi sağlayamadığından dolayı takımın performansı çok düştü.. N'Doye'nin performansı da takımla paralel olarak düşüş gösterdi.. Bu dönemde hocasıyla yaşadığı problemler ayyuka çıktı, N'Doye antrenmanlara geç gelmeye başladı, Senegalli arkadaşlarıyla gittiği bir barda 2 Brondby taraftarını dövdüğü iddiaları Danimarka basınında gündeme oturdu.. ama haber doğrulanamadan kapandı.. Yaşadığı problemlere rağmen sezonu 30 maçta 18 gol,7 asistle tamamlayarak 2. kez üst üste gol kralı oldu..



 Kopenhag 2012-2013 sezonu hazırlıklarına Roland Nilsson'u kovup, yerine Ariel Jacops'u getirerek başladı.. Ama hazırlıklar N'Doye siz başladı.. bir önceki sezon yaşadığı sıkıntılar nedeniyle Kopenhag'ı kafasında bitiren N'Doye, Ariel Jacops tarafından "Buradan para kazanıyorsun,ama aklın transferde.. kulübe saygısızlık ediyorsun" diyerek süresiz kadro dışı bırakıldı.. Rubin Kazan dan gelen 5.5 milyon € luk teklif Kopenhag tarafından reddedildi... Reading transferi gerçekleşmek üzereyken kulübün rus sahibi vatandaşı Pavel Pogrebnyak'ı tercih ederek N'Doye ye kapıları kapattı..


-Saha İçi ve Saha Dışı Karakteri-


 N'Doye saha içinde mücadeleci,hırslı ama hiç bir zaman agresif olmayan bir futbolcu.. hakem kararlarına itiraz etmez,arkadaşlarıyla iyi anlaşır, rakip takım oyuncularıyla dalaşmaz, Kopenhag da oynadığı 3 yıl boyunca tek bir kırmızı kart bile görmedi.. N'Doye'nin saha içindeki en önemli özelliği ise taraftara olan bağlılığı.. Her attığı golü Kopenhag kale arkasında kutlayan, hatta ve hatta takımın taraftar grubu "Urban Crew"in logosunu koluna dövme yaptırıp, yönetimden ceza yiyecek kadar aşıktı Kopenhag taraftarına.. Bu açıdan İbrahima Yattara ya çok benzetiyorum N'Doye yi.. Trabzonspor gibi gelenekleri olan bir futbol şehri onu çok etkileyecektir..

 Saha dışı karakteri biraz problemli N'Doye'nin.. özellikle Nilsson döneminde antrenmana geç kalmalarıyla çok tepki aldı yıldız oyuncu.. ama sahada gösterdiği performansla unutturdu hatalarını.. bu açıdan Jaja ya benzetebiliriz N'Doye yi.. ama ipleri elinde tutan otoriter bir teknik drektör ile sorun yaşayacağını sanmıyorum.. Zira Solbakken döneminde sadece 1 kere antrenmana geç kalmış ve Solbakken'in "Bir daha olursa kadro dışı kalırsın" uyarısını dikkate alıp hatasını tekrarlamamıştı..

-Oyun Yapısı-





 Dame N'Doye 1,86 boyunda, uzun bacaklara sahip komple bir santrafor.. Ortalama bir hıza ama muazzam bir çevikliğe sahip.. bileklerine hakim, Kafa toplarında Dünyanın sayılı santraforlarından, bitiriciliği üst düzey ve güçlü bir fiziği var.. Genelde set oyununu seven, ceza sahası içinde boşluklar arayan, kanatlardan orta bekleyen bir pivot santrafor görünümünde.. Trabzonspor da Volkan ve Olcan'a bu sene çok iş düşecek.. Zira kanat organizasyonları sıfır olan ve geçen sene neredeyse kafayla golü bulunmayan bir takımız.. Ama N'Doye bu düzeni değiştirecek adam olacaktır..

-Sakatlık Raporu ve Devamlılığı-

 N'Doye  geride kalan 3 yıllık(devre arasında geldiği 2008-2009 sezonunu saymıyorum) Kopenhag kariyerinde hiç ciddi sakatlık yaşamadı.. 33 hafta üzerinden oynanan Danimarka Ligin de.. ilk sezonda 32, ikinci sezonunda 31, üçüncü sezonunda ise 30 maç oynadı.. Saha içi kondisyonu ve konsantrasyonu üst düzeydir.. 90. dakikaya kadar maçtan kopmaz ve fiziğini diri tutar..


 Dame N'Doye hakkında söyleyeceklerim bukadar.. Öncelikle bu transferin gerçekleştirmek için yoğun çaba harcayan yöneticilerimize ve başkanımıza sonsuz teşekkürler.. Takımdan ayrılan Burak Yılmaz'ın yerine, ondan çok daha yararlı bir takım oyuncusunu almak üzereyiz.. Emeği geçen herkesi tebrik ediyorum..

  Yazımın büyük bölümünde bana yardımcı olan  http://kuzeyligleri.blogspot.com'un değerli yazarı tequciqalpa13 e sonsuz teşekkürler...

27 Haziran 2012 Çarşamba

3 Mevki 3 Öneri...



 Geçtiğimiz ocak ayından itibaren Trabzonspor transfer politikasında çok doğru adımlar atıyor..Olcan la başlayan ve Soner Aydoğdu,Emre Güral,Yasin Öztekin gibi gelecek vaadeden gençlerle devam eden bu süreçte, uzun zaman sonra Yabancı transferde de doğru bir adım atılarak Sol Bamba transfer edildi..Geçtiğimiz sezonun kadrosunu Burak Yılmaz hariç korumayı başaran Trabzonspor'un, kendimce eksik gördüğüm bölgelerine bir kaç transfer önerisinde bulunacağım..

Gary Hooper (Glasgow Celtic) - Santrafor






 Burak Yılmaz'ın ayrılığından sonra tek alternatifi Vittek olan Santrafor bölgesi için öncelik yerli transfer olsada, Cenk ve Muhammet için tok satıcıyı oynayan Gaziantepspor'un tavrı, bu bölgeye yabancı transferini zorunlu kılıyor.. Taraftarın gönlünde yatan isimler şüphesiz N'Doye ve Vossen.. ama oyuncuların yüksek maliyeti ve taliplerinin çok olması transferi imkansız kılıyor.. Bu aşamada Trabzonspor için en doğru ismin Celtic'in santraforu Gary Hooper olduğunu düşünüyorum... N'Doye ve Vossen e göre daha düşük maliyetli bir oyuncu olan Hooper, İskoçya liginin son gol kralı.. henüz 24 yaşında olan oyuncu her sene bir önceki senenin üzerine koyarak,istikrarlı bir performans sergiliyor.. 2008 yılında İngiltere 3. lig ekiplerinden Scunthorpe'a transfer olan oyuncu, aynı sezonda 45 maçta 24 gol atarak takımının Championship e yükselmesinde büyük pay sahibi olmuştu..Aynı performansını Championship de de sürdüren Gary Hooper, 2009-2010 sezonunda 35 maçta 19 gol atarak 3 Milyon € karşılığında adanın diğer yakasına İskoç devi Celtic'e transfer oluyordu.. İlk sezonunda ilk 11 de ki yerini kaparak 26 maçta 20 gol 9 asistle oynayan oyuncu.. geçtiğimiz sezonu 37 maçta 24 gol,7 asistlik performansla gol kralı olarak tamamladı..Hucum yollarında etkili bitiriciliği ve golün kokusunu alan üstün pozisyon bilgisiyle tam anlamıyla bir golcü olan Gary Hooper'ın 5-6 Milyon € arası bir bonservis bedeliyle transfer edilebileceğini düşünüyorum..



Kim Bo-Kyung (Cerezo Osaka) - Ofansif Orta Saha



 Jaja'nın gidişinin ardından 3. bölgede insiyatif alacak bir 10 numara eksikliğini fazlasıyla çeken Trabzonspor'a Adrian ve Alanzinho çare olamamıştı.. Her ne kadar Adrian'a 1 sene daha sabredilmesi taraftarı olsamda, işlerin kötü gitmesi durumunda devreye sokacak bir B planımız olması gerektiğini düşünüyorum.. Bu aşamada arkadaşlarım vasıtasıyla 1 ay önce maç görüntülerini elde ettiğim Kim Bo-Kyung'u geçtiğimiz ay bir de canlı olarak seyrettim.. Güney Kore futbolunun yeni Ji-Sung Park'ı olarak lanse edilen futbolcu çok üstün özelliklere sahip.. Oyun zekası,tekniği,hızı ve çevikliğiyle Japonya 1. liginde harikalar yaratan 22 yaşındaki oyuncu.. 2 sezonda çıktığı 40 maçta 15 gol,9 asistlik performans sergiledi.. Ne derece doğru olduğunu bilmesemde oyuncu Transfermarkt.de sitesinde kontratı bitmiş olarak gözüküyor.. Bonservissiz olarak böyle bir oyuncuyu kadroya katmak, bence mükemmel bir hamle olur..






Jordan Veretout (Nantes) - Orta Saha Orta





 Geçtiğimiz sezonu Colman-Zokora orta saha tandemiyle tamamlayan Trabzonspor da bu sezon Şenol Hoca'nın Soner'e şans vererek Colman-Soner orta sahası ile oynayacağını düşünüyorum.. Sol Bamba transferiyle güçlenen savunma hattında ise stoper tandeminin bence en doğru ikilisi Sol Bamba-Zokora olur..Genel özellikleri itibariyle birbirini tamamlayacağını düşündüğüm ikilinin bozulmaması adına orta sahaya takviye şart gibi gözüküyor.. Zira formsuzluk ve sakatlık durumunda Zokora'nın orta sahaya çekilmesi bütün düzeni alt-üst edebilir.. Bu aşamada Colman-Soner'e en doğru alternatif geçtiğimiz aylarda "Adam Olacak Çocuk #5" olarak detaylı analizini yaptığım Jordan Veretout olacağını düşünüyorum.. 19 yaşındaki Fransız futbolcu Fransa 2. lig ekiplerinden Nantes de forma giyiyor.. geçtiğimiz sezonu 35 maçta 6 gol 5 asistlik performansla kapatan genç oyuncuyu her ne kadar alternatif olarak söylesemde, 2-3 yıl içinde Türkiye'nin en iyi orta saha oyuncularından biri olacağına hiç şüphem yok.. Jordan Veretout'un 2-3 Milyon € arasına transfer edilebileceğini düşünüyorum..



25 Haziran 2012 Pazartesi

Sekiz "8"


 Ben hatırlamıyorum o dönemleri, ama büyüklerim hep anlatır Ünal Karaman'ın Trabzonspor'a transfer sürecini.. 17 yaşında milli takıma seçilen,Türkiye'nin en potansiyelli orta sahası,"Kara Boğa"...
akıllar da iz bırakan Lyon maçında, Fransız spikerin topu ayağına her aldığında "Eyvah yine o esmer çocuk" dediği adam.. Dünya kupası finalisti Fransa Milli Takımı teknik drektörü Raymond Domenech'in "Bu kadar Avrupa Kupası maçı seyrettim. Böyle birine çok az rastladım. Her tarafı futbol kokuyor bu çocuğun" dediği adam... İstanbulun Büyüklerini elinin tersiyle itip Trabzonspor'u tercih eden efsane "8" numara..




Zamanının en iyisiydi Ünal Karaman, Prestij transferiydi Trabzonspor'un..orta alana dinamizm getiren, yıllar sonra bile özlemini çektiğimiz, topu rakibe emanet ettiğimiz her maçta "Şimdi Ünal olsaydı" dediğimiz Kara Çocuk.. Ünal Karaman ayrıldıktan 10 sene sonra yerini bir nebze de olsa dolduran, hiç bir zaman onun kadar sevilmese de oynadığı dönemde "8" numarayı hakkıyla taşıyan bir futbolcu kazanmıştı Trabzonspor... Selçuk İnan


Transfer sebebi Trabzonspor sevgisi olmasa da süreci Ünal Karaman'ı hatırlatıyordu Selçuk İnan'ın,Onun gibi bir Prestij transferiydi.. tek farkla : İstanbul büyüklerini Trabzonspor'a değil, Ersun Yanal'a tercih ediyordu yeni "8" numara.. Güzel işler yaptı Trabzonspor da, 27 sene sonra şampiyon olan kadronun Orkestra Şefiydi, 2 senelik gelişim sürecinin ardından son senesinde oynadığı futbolla gönüllerde taht kurmuştu.. Olaylı ayrılık süreci, akıllardaki güzel futbolunu unuttursa da, Trabzonspor'un Ünal Karaman dan sonra sahip olduğu en etkili orta saha oyuncusuydu.. Gidişinden sonra yeri dolmadı, geride kalan 2011-2012 sezonunda orta sahada topu ayağında tutan,oyunun temposunu ayarlayan,takımı hucuma kaldıran bir orta saha oyuncusunun yokluğunu hissetti Trabzonspor..



Şimdi yeni bir "8" numarası var Trabzonspor'un.. Her ne kadar "8" numarayı Barış Özbek giyse de, "8" numaranın tarihi itibariyle gerçek sahibi o olacak benim gözümde.. O da Selçuk İnan ve Ünal Karaman gibi İstanbul büyüklerinin peşinden koştuğu, ama Trabzonspor'un işini bitirdiği bir Prestij Transferi.. 21 yaşında olmasına rağmen Milli Formayı sırtına geçirmiş, yıllardır Süper Lig de banko oynayan, Türk Futbolunun geleceği olarak görülen bir oyun kurucu.. Soner Aydoğdu.. Fenerbahçe ye gitti gidecek derken Trabzonspor'a 5 senelik imza atan Soner, Gençlerbirliğinde orta sahanın önünde 10 numara olarak oynasa da, yeni sezon da Colman'ın yanında oyun kurucu oynayacak gibi duruyor.. Genel özellikleri itibariyle yeni mevkisine uygun bir oyun karakteri olsada, Selçuk İnan gibi gelişim sürecini biraz sancılı geçirecektir Soner Aydoğdu.. Özellikle savunma yönünü geliştirip, tam anlamıyla çift yönlü bir orta saha haline gelene kadar sabredilmeli ve yıpratılmamalı genç oyuncu.. Zira potansiyelini göz önünde bulundurursak, Trabzonspor önümüzdeki 10 seneye damga vuracak bir oyuncuya sahip artık.. Umarım "8" numaranın hem saha içinde, hem de saha dışında hakkını veren Ünal Karaman gibi değerini bilir ve Selçuk İnan gibi Trabzonspor'u bir basamak olarak kullanmaz.. yolu,bahtı açık olsun..

24 Haziran 2012 Pazar

Adam Olacak Çocuk #8 (Nicklas Helenius)



 Saçı sarı,gözü mavi,boyu 1,95... Ama podyumları değil, Yeşil Sahaları tercih etmiş 21 yaşındaki Danimarkalı :) İlk olarak Danimarka U21 formasıyla Türkiye karşısında izlediğim Nicklas Helenius, doğal olarak sahanın en dikkat çekici ismiydi, ama futboluyla değil... 

 Türkiye maçında sönük bir performans sergilese de 3. bölgede ki yıpratıcılığı ve sürati, takibe değer bir oyuncu olduğunu gösteriyordu Helenius'un.. Nitekim o günden sonra izlediğim 6 canlı maçında, 4 gol 2 asist yaparak kendisine hayran bıraktı genç oyuncu.. Sezonun diğer maçlarının özet görüntülerini izlediğimde ise Leadrup kardeşler den sonra Danimarka futbolunun yetiştirdiği en potansiyelli yıldız adayı olduğuna kanaat getirdim.. 





 Nicklas Helenius ; Adaşı,Vatandaşı hatta ve hatta Boydaşı Nicklas Bendtner'in bir klonu gibi gözükse de iki oyuncu çok farklı oyun karakterlerine sahip.. Bendtner gibi Set oyununu seven bir Pivot Santrafor'un aksine Helenius ; Geriden top alan,Topla mesafe kateden,Kanatlara inip takımını hucuma kaldıran komple bir forvet oyuncusu.. 1.95 lik boyuna rağmen top tekniği,kıvrak bilekleri,sürati ve çevikliği muazzam.. Aalborg alt yapısından yetişen ve ilk sezonunda 29 maçta forma giyip 5 gol 4 asistle oynayan Helenius, 2011-2012 sezonunda 32 maçta 14 gol 8 asistle oynayarak takımının gol ve asist kralı oldu.. Üstün performansına rağmen Morten Olsen'in EURO 2012 kadrosunda yer alamayan Helenius, yaz transfer döneminde Avrupa ya uçabilir.. Oyuncunun Hollanda ve Almanya dan talipleri olduğu yazılıyor..

Nicklas Helenius