17 Mart 2012 Cumartesi

90+ 1 Aşk...



Fransa 98'... 8 yaşındayım daha, bütün günümü yaz sıcağında abimle evde maç izleyerek geçiriyorum... Günde  3 maç yayınlanıyor,izliyoruz, ama yetmiyor... Günün kalan saatlerini Fransa 98' dergisindeki takım kadrolarını ezberleyerek geçiriyoruz, arada çeşitli atraksyonlar yapıp annemden, babamdan gizlice para yürütüp Dergimize futbolcu çıkartması almak için koşa koşa bakkala gidiyoruz :) Genelde aynı futbolcular çıkıyor paketlerin içinden, bilerek yapıyor tabi üreticileri, çıkmayan futbolcular daha fazla merak uyandırsın ve daha fazla çıkartma paketi satın alalım diye.. Çok da güzel işliyor taktikleri, günde en az 6-7 paket alıyoruz, bütün futbolcuları tamamlıyoruz. Bir kişi hariç...

 İspanya'nın Nijerya ya 3-2 yenildiği maçta 50-60 arası bir dakika... Spiker bizim suratını hiç görmediğimiz ama boyunu,kilosunu,yaşını ve adını(okuyabildiğimiz kadarıyla) bildiğimiz adamı anons etmeye başlıyor... "Kenarda 17 numaralı formasıyla Joseba Etxeberria(hoseba eççeberya) oyuna girmek için bekliyor..." surata bi bakıyoruz, sonra birbirimize bakıyoruz.. "Bu mu lan 21 yaşında ? En az 30'u var bunun" ... Aslında suratını ilk gördüğümde söylediklerim, Joseba Etxeberria'nın neden futbol dünyasında çok konuşulan bir isim olmadığının cevabıydı :) Henüz 20 li yaşlarda dökülmeye başlayan saçları, kırışıklarla dolu surat hatları ve gıdısı sarkmış olgun çehresiyle, olduğundan 10-15 yaş büyük gösteren bu adam 5 Eylül 1977 tarihinde İspanya'nın kuzeyi,Fransa'nın güneybatısındaki,Basklıların ilk yaşam alanı olarak bilinen 'Elgoibar' kasabasında doğmuştur... Bask bölgesinin en büyük iki takımından biri olan Real Sociedad da kariyerine başlayan Etxeberria, sadece 7 maç yaptıktan sonra o dönem 18 yaşın altında bir futbolcuya verilen en yüksek bonservis bedeli olan 3 Milyon € karşılığında hayallerinin takımına,Basklıların Milli Takımı olarak gördükleri Athletic Bilbao'ya transfer olmuştur...Transfer olduğu 95-96 sezonundan itibaren takımın değişmezlerinden olan Etxeberra, Athletic Bilbao'nun sezonu Barcelona'nın ardından 2. bitirdiği 97-98 sezonunun sonunda 11 gol atarak takımının en skorer ismi oluyor, ve henüz 21 yaşında, 12 sene boyunca gururla taşıyacağı kaptanlık pazubandını koluna geçiriyordu...

 Her geçen yıl futbolunu,ismiyle birlikte büyüttü Joseba Etxeberria... İspanya Milli Takımının değişmezlerinden oldu, 98 Dünya Kupası ve 2000-2004 Avrupa Şampiyonalarında yer aldı... 58 kez giydiği İspanya Milli Takımı formasıyla 12 gol attı, Dünya devlerini peşine dizdi, onlarca astronomik teklif aldı, ama hiç bir zaman çıkarmadı Athetic Bilbao formasını üzerinden... Doğduğu topraklara, ona sahip olduğu herşeyi kazandıran kulübüne hiç bir zaman ihanet etmedi... Tek bir kupa ile bile süsleyemedi görkemli kariyerini, oysa herkesin rüya takım Barcelona'yı konuştuğu 2008-2009 Sezonu Kral Kupası finalinden önce Athletic Bilbao Başkanı Fernando Garcia Macua "Kupayı Etxe'nin ellerinde görmek için hayatta sahip olduğum herşeyi feda edebilirim" demişti... Ekranları başında Barcelona'nın hezimetini izlemek isteyen milyonlarca Fahri Katalan'ın aksine Mestalla stadını dolduran binlerce Athletic Bilbao taraftarı, yıllar sonra kulübün müzesine girecek ilk kupadan çok, En Büyük Efsanelerinin, Joseba Etxeberria'nın ellerinde yükselen bir kupa görmek istiyorlardı...



 Maalesef nasip olmadı... Barcelona kupayı Athletic Bilbao'yu 4-1 yenerek kazandı... Maç sonunda Joseba Etxeberria herkesi sarsan açıklamayı yaptı... "2009-2010 sezonu sonunda futbolu bırakıyorum..." kimse inanamadı, henüz 31 yaşındaydı Etxeberria, ama en büyük "Şok" açıklamanın devamında geldi... "Son sezonumda   para almadan oynamak istiyorum, bugüne kadar hep Athletic Bilbao bana baktı, şimdi benim karşılıksız hizmet etme vaktim"...



 2009-2010 ayaktopu mevsimini,kendisinin deyimiyle 90+1'i 5 kuruş para almadan tamamladı Joseba Etxeberria, öyle 37 sinde kıçındaki kıllar kadayıf olduktan sonra "Artık beni kimse almaz,bari artislik yapıp beleşe oynayım" diyerek değil...32 yaşında, Dünyanın en fazla kazanan topçusu Ronaldo'nun oynadığı lig de oynarak hemde... "Artık şampiyonluklar yaşamak istiyorum" diye Chelsea ye imza atan Fernando Torres'e inat Tek bir kupa bile kazanamadan, 15 Mayıs 2010 da Deportivo maçının 72. dakikasında yerini Toquero ya bırakarak noktaladı kariyerini... Jubile maçında, onun hayranı olan 200 küçük çocukla karşı karşıya geldi Athletic Bilbao... Kucağında kızı ve bir demet çiçekle veda etti San Mames'in çimlerine...

Athletic Bilbao formasıyla son kez oyundan alınırken...Spiker bile ağlıyor...



5 Mart 2012 Pazartesi

Adam Olacak Çocuk #4 (Ciro Immobile)



  Juventus alt yapısı, İtalya futboluna kazandırdığı Marchisco,Criscito,Giovinco,De Ceglie gibi yaşları şimdilerde 27 yi bulan oyuncuların ardından uzun süredir etkinlik gösteremiyordu... Bunda 2006 yılındaki şike skandalının yarattığı mali kriz ve alt yapıya ayrılan bütçelerin düşürülmesi de önemli bir etkendi... Juventus Alt Yapısı uzun süreli suskunluğunu bu sene Pescara da harikalar yaratan Ciro Immobile ile bozmuş olsada, Juventus yönetimi devre arasında Immobile'yi Genoa ya satarak, taraftarlarnın hevesini kursağında bıraktı.. Alt yapıdan yetişen futbolculara karşı ayrı bir sempati besleyen Juventus taraftarı, forumlarda yönetimin izlediği politikayı sert dille eleştirirken, Immobile'nin mevcut kadrodaki bütün forvetler den daha iyi olduğu görüşünde birleşiyordu... Son yıllarda gol yollarında ciddi sıkıntılar yaşayan ve Amauri,Luca Toni,Quagliarella,Vucinic,Boriello,Matri gibi sansasyonel transferlerden istediği verimi alamayan Juventus'un, Immobile gibi Alt yapısından yetiştirdiği Komple bir forveti 8 Milyon € ya satması, taraftarların tepki göstermekte haksız olmadığını gösteriyor...

 Ciro Immobile 22 yaşında, 1,84 boyunda bir Santrafor... Sadece bitiriciliği ve pozisyon bilgisi ile değil, arkası dönük top kullanma,kafa hakimiyeti ve sprinter özelliğiyle Komple bir Santrafor... İlk profesyonel maçına 2008-2009 sezonunda Juventus-Bologna maçında oyunun son dakikasında oyuna dahil olarak çıkan Immobile, 2008-2009 ve 2009-2010 sezonlarında 3 maçta giydiği Juventus formasıyla sadece 40 dakika sahada kaldı...Trezeguet,Laquinta,Amauri ve Del Piero'nun olduğu takımda doğal olarak yer bulamayan Immobile 2010-2011 sezonunda Trezeguet'in satılmasıyla umutlansa da Toni,Matri,Quagliarella gibi transferlerin ardından Santrafor bolluğu nedeniyle Serie B ekibi Siena ya kiralık gönderildi... Siena da da bir türlü ilk 11 de forma şansı bulamayan Immobile, Siena formasını giydiği 20 maçın sadece 1 in de 90 dakika oynadı ve sezonu 2 golle tamamladı...2011-2012 sezonu öncesinde 21 yaşına gelen ve kariyerinde henüz hiç bir sıçrama kaydedemeyen Immobile den umutlar kesilmeye başlanmıştıki, Ülkemizde Fenerbahçe den tanıdığımız Zdenek Zeman'ın teknik drektörlüğe getirilmesiyle yepyeni bir yapılanmaya giden Pescara Ciro Immobile yi kiralık olarak renklerine bağladı...Zdenek Zeman, 15 yeni transferle yaş ortalaması 24 olan bir takım kurarak bir önceki sezonu 13. bitiren Pescara'yı 2011-2012 sezonu 28. hafta itibariyle 2. sıraya kadar yükseltti... Bu başarıdaki en büyük pay kuşkusuz sezon başında Juventus dan kiralanan Ciro İmmobile,Napoli den kiralanan 20 yaşındaki Lorenzo İnsigne ve Pescara'nın 31 yaşındaki emektar kaptanı Marco Sansovini ye ait... Pescara'nın hucum hattı ; sol açık da İnsigne,Sağ açıkta Sansovini ve en uçta İmmobile den oluşuyor.. Serie B nin en efektif hucum hattı olan bu üçlü, Pescara'nın bu sezon attığı 59 golün 42 sini kaydederek Serie B de 2. sezonunu geçiren ligin çaylak takımını en büyük Serie A adaylarından biri haline getirdi... Bu sezon 25 maçta kaydettiği 20 gol ile Serie B Gol Krallığında zirvede bulunan Ciro İmmobile ise Juventus da geçen kayıp sezonlarının ardından sezon sonunda Genoa ile tertemiz bir Serie A sayfası açmanın hayallerini kuruyor...


3 Mart 2012 Cumartesi

Adam Olacak Çocuk #3 (Sercan Sararer-Osuna)



İspanyol Anne ve Türk Baba'nın Almanya-Nürnberg doğumlu çocuğu olan Sercan Sararer futbola 1. FC Röthenbach takımında başlayıp 11 yaşında Greuther Fürth alt yapısına transfer oldu... 19 yaşına kadar Greuther Fürth'ün alt yapı kategorilerinde oynayan Sercan, A takım formasını ilk olarak 18 Ekim 2008 de takımının 1860 Munchen deplasmanında 3-1 kaybettiği karşılaşmada giydi.. Maçın son 13 dakikasında oyuna dahil olan Sercan bu maçtan sonra kadro rotasyonunda yer bulmaya başladı... 2008-2009 ve 2009-2010 sezonlarında Greuther Fürth II de zaman zaman oynamasının yanında, A takım ile Bundesliga II de 25 maça çıktı bu maçlarda 3 gol atıp 1 de asist yaptı... 2010-2011 sezonu Sercan için oldukça verimli geçti, oynadığı futbolla formayı kapan ve ilk 11 in değişmezlerinden olan futbolcu sezonu 27 maçta 7 gol 4 asistle noktaladı... Genelde Bundesliga II de orta sıralara oynayan Greuther Fürth 2010-2011'i Bundesliga ya yükselmek için Play-Off oynayan Bochum'un 4 puan arkasında 4. olarak bitirdi.. Bu sezon hedeflerini büyüten Greuther Fürth Bundesliga II de 50 puan ile lider durumda.. Takımın bu başarısındaki en önemli faktör şüphesiz ki Alt yapıdan yetişen Christopher Nöthe,Sercan Sararer,Stephan Schröck,Edgar Prib gibi oyuncuların her geçen gün olgunlaşan futbolları ve ortaya koydukları başarılı performans...

 Sercan Sararer aslen sağ açık oynuyor, ama orta sahanın solunda ve forvette de görev yapabiliyor... Teknik Drektör Michael Büskens, Leo Hass'ın takımdan ayrılmasından sonra Sercan'ı 'Serbest Adam' olarak oynatıyor... İkili mücadelelerde sürati ve çevikliğiyle dikkat çeken Sercan, hücumdaki yaratıcılığıyla 2011-2012 sezonunda takımının skor yükünü çeken oyuncu konumunda... çıktığı 24 maçta 7 gol atıp 10 asist yapan Sercan son dönemde Almanya ve Türkiye milli takım yetkililerini birbirine düşürmüştü :) İspanya,Almanya ve Türkiye olmak üzere 3 ülkenin vatandaşı konumundaki oyuncu henüz hiç bir Milli Takımın alt yapı kategorilerinde formasını giymedi... ama edindiğim son bilgilere göre Abdullah Avcı'nın gelişinden sonra Sercan üzerinde yoğun çaba harcanmış ve futbolcu önümüzdeki dönemde Türk Milli Takımı forması giyecek... Mesut Özil den sonra Türkiye ve Almanya arasındaki bu rekabette Sercan'ın ardından gelecek oyunculara örnek olmasını diliyorum...

Sercan'ın 2 asist,1 gol ile oynadığı Paderborn maçı


Sercan'ın 2 gol attığı VfL Bochum maçı


2 Mart 2012 Cuma

Adam Olacak Çocuk #2 (Érick 'El Cubo' Torres)



 Geçtiğimiz hafta Meksika ligin den ve Deportivo Guadalajara dan biraz bahsetmiştik. Son yıllarda Meksika futbolunun "Forvet" fabrikası haline gelen Guadalajara'nın 1993 doğumlu genç yeteneği Erick Torres, genç yaşına rağmen harika fiziği ve potansiyeliyle kulübün simge ismi olma yolunda...

2000 li yılların başında Guadalajara formasıyla harikalar yaratan ve Meksika Milli Takımının vazgeçilmezlerin den olan Omar Bravo, 2008-2009 sezonu başında 3.5 milyon € karşılığında La Liga ekiplerinden Deportivo La Coruna ile sözleşme imzalamış, başarısız geçen yarı sezonun ardından Tigres'e oradan da yetiştiği kulüp olan Guadalajara ya geri dönmüştü... Giderken 102 gol ile Guadalajara tarihinin en fazla gol atan ismi olan Omar Bravo döndükten sonra 2 sezonda çıktığı 41 karşılaşmada sadece 7 gol atarak hayal kırıklığı yarattı...Akabinde 2010-2011 Meksika Apertura liginin sona ermesiyle Guadalajara ve Omar Bravo'nun yolları ayrılmış, Bravo ABD Major Lig ekiplerinden Sporting Kansas City'e transfer olmuştu... Gol yollarında sıkıntı çeken ve Mali kriz de olan Guadalajara'nın imdadına yine Altyapısı yetişiyor ve sezon başında A takıma çıkartılan ve Apertura liginde sadece Monterrey maçında 78. dakikada Omar Bravo nun yerine giren Erick Torres bir anda formayı sırtında buluyordu... 100 küsür yıllık tarihiyle bir futbol ülkesi olan Meksika'nın en başarılı kulübü Guadalajara, her maç ortalama 30 bin seyirciye karşı oynuyor ve takımın gol yükü 17 yaşında bir çocuğun üzerine bırakılıyor, Normal Şartlarda yetenekli bile olsa harcanmaya müsait bir ortamda formayı sırtında bulan Erick Torres sadece yeteneğiyle değil,soğukkanlılığı ve baskıyı kaldırabilen güçlü karakteriyle taraftarın sevgilisi olmayı başardı... Öyle ki Clausura da çıktığı 15 maçta 6 gol atıp 5 asist yapan 17 yaşındaki yıldız oyuncu,2011-2012 Apertura Ligin de çıktığı 10 maçta 5 gol atarak başarısının tesadüf olmadığını gösteriyordu...

 Erick Torres ; 1,80 boyunda sağ ayaklı bir santrafor. kafa toplarındaki hakimiyeti muazzam,uzun boyuna rağmen bileklerine hakim ve de oldukça teknik..Şimdilik sert şutlarda etkisiz olsada 'Golcü Vuruşu' dediğimiz öldürücü vuruşlarda çok başarılı, Fizik gücü 19 yaşında bir oyuncuya göre gayet iyi olsada Avrupa standartlarına ve Türkiye ligine göre zayıf, ama gelişime müsait... Erick Torres'i değerli kılan en önemli özelliği ise doğuştan gelen bir yetenek olan 'Golcü İçgüdüsü'... takımı hucumdayken nerede durması gerektiğini ve savunmadan dönen topun nereye sekeceğini çok iyi seziyor ve genellikle o bölgede topla buluşuyor... Erick Torres önümüzdeki 10 yıl adından söz ettirecek potansiyelde bir Santrafor... Guadalajara'nın mali durumundan faydalanmak isteyen bir takım raici 3-4 milyon € arasında oyuncuyu transfer edebilir.. Ben de bu takımın Trabzonspor olmasını diliyor ve yazımı noktalıyorum :)



22 Şubat 2012 Çarşamba

Adam Olacak Çocuk #1 (Marco Fabián)



Meksika futbolunun lokomotifi Deportivo Guadalajara, Meksika Liginde maziyi mumla arıyor olsa da altyapı çalışmalarıyla bir çok Meksika kulübüne örnek teşkil ediyor...11 şampiyonlukla Meksika liginin en çok şampiyon olan kulübü durumundaki Guadalajara son 25 yılda sadece 2 kez şampiyon olabildi ama yetiştirdiği Hücum oyuncularıyla son dönemde Meksika'nın en efektif altyapısına sahip.. Alt yapısından yetiştirdiği Carlos Vela yı 2006 yılında Arsenal'e gönderen Guadalajara, Avrupaya son ihracını Manchester United da harikalar yaratan Javier Hernandez ile yaptı...2011-2012 Meksika Açılış Ligini lider tamamlamasına rağmen şampiyonluğu Play-off lar da Tigres'e kaptıran Guadalajara, kapanış liginde ise hayal kırıklığı yaratıyor... 7 maçta 2 beraberlik 5 malubiyetle son sırada yer alan Guadalajara, bir yandan mali sıkıntılarla boğuşurken bir yandan da yetiştirdiği futbolcuları Avrupaya ihraç etme peşinde... Kulübün iki genç yıldızı ; Marco Fabián ve Érick Torres performanslarıyla avrupaya göz kırpıyor...

-Marco Fabián de la Mora-

2007-2008 sezonunda Guadalajara A takımına yükselen Marco Fabián,2007-2008 Açılış liginin son karşılaşmasında 85. dakikada oyuna dahil olarak ilk resmi maçına çıktı... Henüz 18 yaşında rotasyonda yer bulmaya başlayan Marco Fabián, aynı sezonun kapanış liginde 8 maça çıkıp 1 gol 1 asist ile oynadı...2008-2009 ve 2009-2010 sezonunda ilk 11 de fazla forma şansı bulamadı, çoğunlukla son 20 dakikalarında oyuna dahil olduğu 48 maçta 2 gol 3 asistlik bir performans sergiledi...2010-2011 sezonunda Javier Hernandez'in takımdan ayrılması ve Omar Bravo nun düşen performansı hücumda ipleri Marco Fabian'ın eline bıraktı... 2010-2011 sezonunda çıktığı 32 lig maçında 14 gol atıp 4 asist yapan Marco Fabián Bu sezon Açılış ligini lider bitiren takımının en skorer oyuncusu oldu ve çıktığı 17 maçta 8 gol atıp 3 de asist yaptı... Son iki sezonda takımının beyni konumundaki oyuncu 3. bölgenin her mevkisinde oynayabiliyor, sürati ve dribbling yeteneğiyle adam eksiltmede oldukça başarılı olan Marco Fabián'ın en önemli özelliği ise uzaktan sert ve isabetli şutları... Sol ayaklı olmasına rağmen iki ayağınıda harika kullanıyor, hatta hangi ayaklı olduğunu çıplak gözle izleyip tespit etmeniz neredeyse imkansız :) Meksika Milli Takımının ocak ayında Venezuella ile yaptığı maçta ilk kez milli takım forması giyen Marco Fabián'ın sezon sonunda Guadalajara dan ayrılması bekleniyor... Zira kulüp ciddi bir borç batağında ve elden çıkarabilecekleri en değerli futbolcuları şu anda Marco Fabián... Oyuncunun 3-4 milyon euro arası bir bonservis bedeliyle satılacağını düşünüyorum...Önümüzdeki hafta "Adam Olacak Çocuk #2 (Érick Torres)" yazısıyla tekrar görüşmek üzere :)

9 Şubat 2012 Perşembe

Scouting Dünyası ve Modern Teknolojiler



Yıllardır Türk Futbolunun gündemini meşgul eden sorular ; "Neden Almanya 3 milyon Türk'ten 3 Real Madrid'li çıkarırken Türkiye 1 tane bile çıkaramıyor ?", "Neden kulüplerimiz milyon euroları Altyapı yerine sansasyonel futbolcu transferlerine yatırıyor ?", "Kulüplerimizin izleme komiteleri kimlerden oluşuyor ? kaçı modern Scouting sistemlerinden yararlanıyor ?", "Arsene Wenger dünyanın her yerinden genç yetenekleri nasıl keşfediyor ?", "Barcelona Alt yapısından dünya yıldızlarını nasıl çıkarıyor ?"...



  Yıllardır bu soruları sorup, cevaplarını almak için çaba sarf etmeyen Türk Futbolu şimdilerde önemli bir değişim sürecinin içinde... Bundan bir kaç sene evvel Gutto.biz ekibi ; "Scout Eğitim Programları" ile bir çok insana yeni bir istihdam alanı oluştururken, Futbol kulüplerimizin de bu profesyonel yapıya geçmesini sağladı... Alanında dünya devi WyScout ve Sportstec firmalarıyla ortak çalışan Gutto.biz ekibinin, 7 Şubat da Antalya da düzenlemiş olduğu Uluslararası Futbolcu Transferleri ve Scouting Konferansı'na ve Temel Seviye Scouting Sertifika Programı'na katılmak üzere oradaydım...





  7 Şubat sabahı saat 9.30 da bir çok Futbolcu Temsilcisi,Antrenör,Teknik Direktör ve Scout'un katılımıyla WyScout CEO su Matteo Campodonico'nun bizlere WyScout programını tanıtmasıyla konferans programı başladı...


  WyScout - Futbolcu ve Maç Görüntüleri Databankası





Matteo Campodonico, yıllar önce Roma Sportif Drektörünün ofisinde Transferin son gününde otururken, masadaki 80 e yakın futbolcu DVD sini ve karşısındaki adamın çaresizliğini gördükten sonra bu projeyi hayata geçirme fikrinin oluştuğunu söyledi... 2012 yılı itibariyle WyScout programı yaklaşık olarak dünyanın bütün liglerindeki değişik yaş gruplarına ait organizasyonların maç görüntülerini,ve 70.000 den fazla futbolcunun kariyer istatistiklerini ve özelliklerini içinde bulunduran dev bir platform konumunda... İstediğiniz maçın 90 dakikasını HD kalitesinde izleyebilir,bilgisayarınıza kaydedebilir ve yazımın devamında anlatacağım Sportscode Gamebreaker programıyla Futbolcu ve Takım Analizi yapabilirsiniz...Hatta ve hatta izlediğiniz maçın içinden herhangi bir futbolcunun topla oynadığı dakikaları bile kırpıp izleme imkanı sunuyor WyScout... 2004 yılında Matteo Campodonico tarafından hayata geçirilen WyScout sistemini bugün Arsenal,Milan,Juventus,Barcelona,İnter,Liverpool gibi dünya devlerinin yanı sıra Türkiye den Galatasaray,Beşiktaş,Antalyaspor,Gaziantepspor,Karabükspor,İBB,Orduspor,Eskişehirspor,Samsunspor kullanıyor...

 SportsTec - Video Analiz Programları



Saat 10.30 civarlarında mikrofonu eline alan Sportstec Avrupa Direktörü Christophe Duchesne, Avusturalya patentli bir kuruluş olan Sportstec'in Apple tabanlı geliştirdiği programlardan dünyada en yaygın olarak kullanılanı Sportscode Gamebreaker programı hakkında bilgiler veriyor... Sportscode Gamebreaker programı WyScout üzerinden bilgisayarımıza kaydettiğimiz maçın, varolan buton konfigürasyonu veya kendi oluşturduğumuz butonlarla Analizini yapmamızı sağlıyor... Örnek vermek gerekirse Gutto.biz direktörü Tarkan Batgün hocamız Sertifikasyon eğitiminde bize programı kullanmayı futbolcumuz "Burak Yılmaz" üzerinden gösterdi... Burak Yılmaz'ın sezonun ilk yarısındaki Trabzonspor 2-2 Antalyaspor maçını analiz ederken maçı izlediğimiz ekranın yan tarafında açık olan Sportscode Gamebreaker programıyla Burak Yılmaz'ın her hareketini görevlendirdiğimiz butonlarla kayıt altına alıyoruz, örneğin Burak ara pas attığında "Ara Pas" butonuna basıyoruz,top kaybettiğinde "Top Kaybı" butonuna basıyoruz... maçın içinde Burak Yılmaz'ın bütün varyasyonlarını kaydedip her hareketini teker teker izleme fırsatı buluyoruz... Sportstec in geliştirdiği Sportscode Gamebreaker programını Machester United,Arsenal,Manchester City,Chelsea,Lyon gibi dünya devleri kullanırken Türkiye den Fenerbahçe,Samsunspor,Orduspor ve Gaziantepspor programın kullanıcıları arasında...



 Saat 12.00 de başladığımız ve 17.00 ye kadar devam eden Tarkan Batgün hocamızın sertifikasyon programında "Scout" kelimesinin anlamından başlayarak günümüz Scouting teknolojilerine kadar bir çok konu işledik... "Scouting Prensiplerine Giriş", "Scouting Platformu Formasyonu - Süregelen Oyuncu Takibi Mekanizması","Dalga Boyu Değerlendirmesi - Teknik Kadro ve Scout İlişkisinin Anlaşılması", "Basitleştirilmiş Bilgisayar Programlarının Transfer Operasyonundaki Yeri", "Maç Görüntüsünde Derin Performans Araştırması", "Oyuncu Profili ve Data Bankası Oluşumu", "Oyuncu Menajeri ve Scout İlişkisi" Sertifikasyon eğitiminin satır başlıklarıydı...Türkiye de ki Scouting sistemi ; Bugüne kadar Kulüplerin eski futbolcularının çıplak gözle,teknolojiden yararlanmadan kişisel beğenilerine bağlı olarak işliyordu,son yıllarda bir çok kulübümüz modern scouting ve analiz teknolojilerinden ve bu teknolojileri etkin kullanabilen profesyoneller den yararlanmaya başladılar... Galatasaray bünyesinde 100 ün üzerinde Scout barındırıyor, Dünya Devi Barcelona her kıtaya futbol okulları açmış durumda ve dünyanın her yerinde 300 ün üstünde Scout çalıştırıyor...Sertifikasyon programında, geçmişte Tottenham Hotspur da Scout olarak çalışan Koray Palaz Tottenham da sadece 16 yaş altı turnuvalarını izleyen 130 tane Scout'un görev yaptığını söyledi... Maalesef Trabzonspor Sportstec ve WyScout platformlarına üye değil, Modern teknolojilerden yararlanmıyor ve profesyonel bir scout ekibi mevcut değil. Günümüzde bir çok Türk kulübünün kullanmaya başladığı bu sistemlerin kulüplerin Transferdeki isabet oranlarını ve Alt yapı çalışmalarını olumlu yönde etkilediği aşikar... Trabzonspor'un da en yakın zamanda bu yönde çalışmalar başlatmasını umuyorum.. Zira sonumuzu "Batı da ki yenilikleri takip etmeyen Osmanlı İmparatorluğu" gibi görüyorum...



 Sertifikasyon Programının ardından Fifa Lisanslı Futbolcu Temsilcisi Selman Dipşar bize "Günümüz Futbolunda Yatırım Fonlarına Genel Bakış" adlı Slayt gösterisini sunuyor... Selman Dipşar, Avrupa da örneğini Corinthians dan West Ham United'a transfer olan Carlos Tevez ve Javier Mascherano üzerinden anlatırken Türkiye de Beşiktaş'ın Hugo Almeida Transferiyle Yatırım Fon ları hakkında bize bilgi verdi... Yatırım Fonları kulüplerin ödemesi gereken Bonservis Bedellerini ödeyerek futbolcunun sonraki satış haklarından ve sözleşme ücretinden kendine pay alıyor, ve futbolcunun satışında 1. derece söz sahibi oluyor... İngiltere ve bazı ülkelerde Yatırım Fonlarının faaliyetlerine hiç bir şekilde izin verilmezken, Türkiye ve bir çok ülkede bu fonların faaliyetlerini kısıtlayıcı bir kanun bulunmuyor...Fonlar kulüpleri Futbolcunun performansıyla doğru orantılı olarak yarar sağlarken, zarar da verebiliyor...

  Saat 18.00 civarında Sertifikalarımızı alıp, fotoğraf çekimleriyle Gutto.biz'in 1. Uluslararası Futbolcu Transferleri ve Scouting Konferansını noktalıyoruz...


Tarkan Batgün,Erman Akyüz,Christophe Duchesne,Matteo Campodonico




  Scouting Sertifika Programlarıyla İlgilenen arkadaşlar 14-21-28 Şubat ve 6-13-20-27 Mart tarihlerindeki Sertifikasyon programlarına katılabilirler... Detaylı bilgiye http://www.scoutingcertification.biz adresinden ulaşabilirsiniz...


  Erman Akyüz

2 Şubat 2012 Perşembe

Deportivo 'El Turco' La Coruña - FM 2012





2000 li yılların başında fırtına gibi esen Deportivo efsanesi,Bugün borç batağında ve İspanya ikinci liginde.. 1929 da oynanmaya başlayan La Liga da 2000 yılında bir devrim gerçekleştirerek tarihinde ilk kez Şampiyon olan Deportivo, çıkışını 2003-2004 de Mourinho'nun Şampiyonlar Ligi Şampiyonu Porto'suna yarı finalde elenene kadar sürdürmüştü... Bu tarihten itibaren Endüstriyel futbola yenik düşen 'El Turco' 2010-2011 sezonunda La Liga yı 18. sırada bitirip Liga Adalente ye düştü... Ezeli rakipleri Celta Vigo nun aşağılamak için söyledikleri "El Turco" lakabını "Evet,Türk gibi güçlüyüz" diyerek kabul eden ve her Celta Vigo maçından önce kale arkasına Türk Bayrağı asan İspanyanın Türkleri ; Football Manager 2012 de başlattığım "Efsaneler Uyanıyor" serisinin ilk ayağı :))

-Fotoğrafları Büyütmek İçin Üzerlerine Tıklayınız-




İlk sezonumuzda 120 milyon € luk borç nedeniyle hiç transfer yapmadan sezonu Liga Adalente de 1. sırada tamamlayıp yeniden La Liga ya yükseliyoruz..



Laliga daki ilk sezonumuzda Free Transferlerle ayakta kalmaya çalışıp, futbolcu satarak kulübü rahatlatıyoruz.. ve sezonu 12. sırada bitiriyoruz..






3. Sezonumuzda yeni başkan adayımız seçimi kazanıyor ve kulübün borçlarını kapatıyor.. Transfere 10 Milyon € ya yakın bütçe ayrılıyor ve yaptığımız transferlerle sezonu sürpriz bir şekilde 5. sırada bitiriyoruz... Sezon başında transfer ettiğimiz Alberto Paloschi sezonu 33 maçta attığı 35 golle gol krallığında Messinin ardından 2. sırada bitiriyor ve sezon sonunda Sözleşmesindeki serbest kalma ücretini ödeyen Lyon'a 11 Milyon Paund'a transfer oluyor..




ve 4. sezonumuzda efsane geri dönüyor... Sezon başında yapılan akıllıca transfer hamleleri müthiş takım oyunuyla birleşerek Deportivo yu tarihindeki 2. şampiyonluğa taşıyor..Sezonu 101 puanla Barcelona'nın 12 puan önünde bitirirken, Sezon başında PSG den 16 Milyon Paund'a transfer edilen Kevin Gameiro ligi 43 golle Ronaldo'nun rekorunu kırarak Gol kralı olarak bitiriyor..








5. Sezona La Liga şampiyonu olmanın verdiği avantajlarla başlarken... artık dünya yıldızlarını alabilecek paramız ve itibarımız mevcut :)) sezona 119 Milyon Paund'luk transfer harcamasıyla giriyoruz.. Eden Hazard,Seydou Doumbia ve Gareth Bale gibi dünya yıldızları Deportivo forması giyerken.. 17 yaşında alt yapımıza kazandırdığımız  oyunun regenlerinden Fabricio Wright ve Julio Alvarez de artık birer yıldız...Sezon içerisinde Bale,Hazard ve Gameiro nun sakatlıkları belimizi büküyor, inanılmaz işler yapan Barcelona'nın gerisinde kalıyoruz ve sezonu 104 puan toplayan Barça'nın 9 puan gerisinde 2. olarak bitiriyoruz... ama Deportivo ya tarihte bir ilki yaşatarak unutulmaz Final'in uzatmalarında 114. ve 117. dakikalarda bulduğumuz gollerle Marsilya'yı yenerek Şampiyonlar Ligi Şampiyonu oluyoruz...





Kulübün "Efsaneler" bölümünde hala Erman Akyüz yok :)) ama "Simgeler" bölümündeyiz ve Efsane olmaya doğru gidiyoruz :)) Mevcut kadronun ve FM 2012 de uyguladığım taktiğin görüntüsüde son fotoğrafta :) Sene 2016 ve Deportivo macerası devam ediyor...