21 Mayıs 2012 Pazartesi

Adam Olacak Çocuk #7 (Joel Pohjanpalo)



  Önceki yazılarımda genelde yazdığım oyuncunun takımının tarihinden girerek uzun uzadıya değerlendirmemi yapardım ama bu sefer öyle olmayacak, "Adam Olacak Çocuk" serilerisinin en kısa yazısını yazacağım :) Çünkü an itibariyle 8. haftanın geride kaldığı Finlandiya Veikkausliiga'yı bu sene takip etmeye başladım ve detaylı değerlendirmenin haddim olmayacağını düşündüğüm için direk konuya giriyorum...

  Finlandiya Veikkausliiga da geride kalan 8 hafta itibariyle hem gol krallığının zirvesinde,hemde ülkenin gündeminde 1995 doğumlu bir çocuk bulunuyor.. HJK Helsinki'nin Demba Savage ile birlikte hucum hattındaki en etkin silahı olan Joel Pohjanpalo,  Finlandiya futbolunun Jari Litmanen den sonraki en büyük umudu konumunda... Takımının formasını ilk olarak geçtiğimiz 2011 kasım ayında giyen Pohjanpalo, sezon başında takımın santraforu Teemu Pukki'nin Schalke ye transfer olmasıyla düzenli olarak ilk 11 de şans bulmaya başladı... Geride kalan 8 haftanın hepsinde forma giyen Pohjanpalo, 17 yaşında, ilk Veikkausliiga deneyiminde  attığı 5 gol ve yaptığı 2 asistle herkesi şaşırtmış durumda..



  Joel Pohjanpalo 1.76 boyunda iki ayağınıda etkin şekilde kullanabilen bir forvet oyuncusu.. genelde ceza sahası içinde kendine boş alanlar yaratıp fırsatları değerlendirmeye çalışan ama takımının sıkıştığı dakikalarda 2. bölgeye kadar inip uzaktan vuruşlarla gol arayan bir oyun stiline sahip.. Maç içerisinde topla oynamaktan çekinmeyen ve sürekli kaleyi yoklayan cesur yapısı, daha 17 yaşında olmasına rağmen takım arkadaşlarına ve taraftarlara güven veriyor.. Pohjanpalo'nun zayıf diyebileceğimiz özelliği ise yaşıyla doğru orantılı olarak fizik gücü ve sabırsızlığı.. ikili mücadelelerde ayakta durmakta zorluk çeken oyuncu, topla buluştuğu zamanlarda direk kaleye yönelerek çok fazla top kaybı yapıyor.. HJK Helsinki'nin alt yapısında yetişen bu çocuğun gelişimini devam ettirdiği takdirde 4-5 sene içinde Avrupa'nın üst düzey kulüplerinden birine transfer olmasını bekliyorum...

Joel Pohjanpalo'nun 2012 yılında attığı goller..



27 Nisan 2012 Cuma

Koltuk Değişimi...

 Avrupa liglerinde 2011-2012 sezonunun sonlarına doğru yaklaşırken, Nisan ayının son haftası itibariyle geleneksel "Koltuk Değişimi" spekülasyonları da ayyuka çıkmış durumda... Bende bunlardan bazılarını derleyerek,kendi yorumumu da katıp yeni sezon öncesi bir yazı yazayım dedim...

Andre Villas-Boas - İnter



 32 yaşında devraldığı Porto ile ilk sezonunda Liga Sagres,UEFA Avrupa Ligi ve Portekiz kupası şampiyonluğu yaşayarak inanılmaz işler başaran Andre Villas-Boas, geçtiğimiz yaz 16 Milyon £ karşılığında Porto dan Chelsea ye geçmişti... ama EPL ve Chelsea genç teknik adama ağır geldi... kötü futbol ve şampiyonluk yarışından erken kopmanın üzerine Drogba ve Lampard ile yaşanan sorunlarda eklenince.. bitime 11 hafta kala Abramoviç'in yeni kurbanı oldu ve görevine son verildi... genç teknik adamın önümüzdeki sezon, sezonu rezerves takım antrenörü Andrea Stramaccioni ile noktalamaya hazırlanan İnter'in başına geçeceği konuşuluyor...

Didier Deschamps - Roma,Chelsea






 Şike skandalından sonra sarsılan Marsilya ya 18 yıl sonra ilk şampiyonluğunu kazandıran Didier Deschamps'ın koltuğu şu sıralar sallantıda.. Fransa Legue 1 de 12 haftadır galibiyet yüzü göremeyen ve 10. sıraya kadar gerileyen Marsilya, Didier Deschamps la olan 4 yıllık birlikteliğini sezon sonunda bitirmeyi planlıyor... Geçtiğimiz sezon Liverpool'un teklifini reddeden başarılı teknik drektörün ismi ; İngiliz basınında Chelsea ile, Fransız basınında ise Luis Enrique yönetiminde ikinci "Barça" yaratma planı tutmayan Roma ile anılıyor...

Pep Guardiola - Manchester City,Manchester United,Chelsea






 Geride kalan 3 sezonda Barcelona ile kaldırmadık kupa bırakmayan Pep Guardiola'nın, bugün yaptığı basın açıklamasıyla sezon sonunda Barcelona dan ayrılacağı kesinleşti... bu ayrılıkla beraber 2 senedir Pep'i EPL ye getirmeye çalışan İngiliz basınının çalışmalarına hız vereceğini düşünüyorum... Roberto Di Matteo ile CL finaline çıksada, Pep Guardiola ismi Abramoviç'i mest ediyor... geçmişte bunun örneğini Avram Grant la yaşayan Chelsea için Di Matteo ile devam etmemek süpriz bir karar olmasa gerek... Diğer tarafta sadece ilk 11 de değil kulübesinde Edin Dzeko(31 Milyon £),Samir Nasri(25 Milyon £),Carlos Tevez(26 Milyon £),Aleksandar Kolarov(19 Milyon £),Nigel De Jong(15 Milyon £) gibi servet ödediği futbolcuları oturtup hala sezonu Manchester United'in arkasında sürdüren Manchester City teknik drektörü Mancini'nin yerine Pep'in gelmesi söz konusu, City'nin Arap sahibi Khaldoon Al Mubarak'ın Guardiola ya transfer için açık çek sunacağı İngiliz basınında yer alan haberlerden biri... Pep Guardiola bir diğer durağı aslında bir çok futbol severin gönlünden geçen Manchester United birlikteliği... Sezon başında Alex Ferguson "Benden sonra Manchester United'ın başına geçebilecek en uygun isim Pep Guardiola" demişti.. belkide o gün, bugündür :)

Rafa Benitez - Chelsea,Liverpool






  Liverpool ile geçen başarılı yılların ardından 6 aylık başarısız İnter macerası yaşayan Rafa Benitez'in 1.5 yıllık boşluğun ardından adı İngiliz basınında Chelsea ve Liverpool ile anılıyor.. Özellikle Liverpool taraftar forumlarında Kenny Dalglish in başarısızlığından yakınan taraftarların Benitez'i yeniden takımın başında görmek istedikleri yazılıyor... Yeni sezonda bol alternatifli teknik drektör portföyü bulunan Chelsea için yazılan isimlerden biri de Rafa Benitez, ama kendisi geçen hafta yaptığı açıklamayla Chelsea den herhangi bir teklif almadığını vurguladı...


15 Nisan 2012 Pazar

FM 2012 - Athletic Bilbao "Los Leones"



 Dünya tarihinin geleneklerine en bağlı takımı,günümüzde herkesin boyun eğdiği endüstriyel futbola karşı yıkılmayan tek kale Athletic Bilbao... Sıkı bir taraftarı olduğum Los Leones(Aslanlar), 1984 yılında kazandığı La Liga,Copa Del Rey,Supercopa 3 lemesinin ardından 28 yıldır müzesine tek bir kupa bile götüremiyor... Tarihinde Bask bölgesi dışından hiç bir oyuncu oynatmayan Athletic Bilbao, akıl almaz paraların döndüğü futbol sektörünün Robin Hood'u konumunda... Çünkü Athletic Bilbao'nun transfer edebileceği oyuncu yelpazesi yarıştığı takımların binde biri bile değil :) Bu kadar zor şartlarda yarışıyor olmasına rağmen Bilbao, La Liga tarihinde Barcelona ve Real Madrid ile beraber küme düşmeyen 3 takımdan birisi...

 FM 2012 de artık herhangi bir save'in beni tatmin etmeyeceğini bildiğim için, yaklaşık 3-4 aydır oynamıyordum... Ama Avrupa Liginde Athletic Bilbao'nun Manchester United'i elemesinin verdiği gaz ile yepyeni bir maceraya yelken açtım :) Çok dar bir oyuncu yelpazesi ve alt yapı ile yola çıktığım Athletic Bilbao save'im de an itibariyle 2021 yılındayım.. yani tamı tamına 11. sezonum da :) Yazının bundan sonraki bölümünü ben değil Görseller anlatacak :)

-Kupalar-

,




Geride kalan 10 Sezonun teker teker değerlendirmesini yapmak zor geldiği için direk tabloyu atıyorum...10 sezonda 4 şampiyonluk,1 ikincilik ve 5 üçüncülüğümüz bulunuyor...İlk sezonumuzda bir UEFA Avrupa Ligi Şampiyonluğu,2016 da tek Şampiyonlar Ligi Şampiyonluğumuz ve 2012,2013,2017 olmak üzere 3 Copa Del Rey Şampiyonluğumuz bulunuyor...

-Efsane Futbolcular-


Fernando Llorente, Muazzam performansıyla oyuna başladığım andan itibaren takımın gol yükünü çeken isim.. 5 kez La Liga gol kralı olan Llorente şimdilerde takımda "Youth Coach" olarak görev yapıyor..



Llorente'nin forvetteki partneri ve ondan sonra takım kaptanlığını devralan İker Muniain ise 29 yaşında ve Llorente kadar olmasada harika oynuyor..


2011-2012 sezonu başında Zaragoza dan transfer edilen 22 yaşındaki Ander Herrera da takımın efsaneleri arasına girdi... şu anda 32 yaşında mevcut kadroda hala ilk 11 de oynayan Herrera La Liga da 3 kez Asist Kralı oldu...

-Regenler-

 Takım Athletic Bilbao olunca, tek umut oyunun çıkardığı oyuncular yani Regenler oluyor... Normal de Athletic Bilbao İspanya Bask bölgesi dışından transfer yapamıyor.. ama İspanya da Regen çıkış tarihi olan 28 Mart ta takımların alt yapılarına katılan regenlerin hepsini alt yapımıza transfer edebiliyoruz... Bask bölgesi oyuncusu olmasalarda 17 yaşından küçük oldukları için transfer edildikten sonra Basque vatandaşlığı alabiliyorlar.. Bu nedenle Athletic Bilbao ile oynayanlar için her sene 28 Mart çok önemli, kulüpler genç oyuncularıyla kontrat imzalamadan genelde 1-2 Milyon £ arası değişen ücretlerle, potansiyelli futbolcuları transfer etmek gerekiyor... Benim oyunumda çıkardığım bazı Regen Profilleri bunlar...


Oyunun ilk Regenlerinden olan İvan Del Olmo yu 15 yaşında Zaragoza dan 1.3 Milyon £ a aldım... Şimdilerde İspanya Milli takımının değişmezlerinden olan Del Olmo ya Pozisyon Antrenmanından Sağ Açık mevkisini kazandırdım ve yaklaşık 5 senedir o bölgede ilk 11 oyuncusu..


Del Olmo gibi takımın ilk Regenlerinden olan Ruben Venta'yı 15 yaşında Espanyol dan 1.2 Milyon £ a transfer ettim... 3. sezonunda 18 yaşındayken kaleyi devraldı ve 6 senedir Bibao ve İspanya Milli Takımının As kalecisi...


Jose Luis Pascual oyunun yeni regenlerinden, Henüz 16 yaşında mükemmel özelliklere sahip olan Pascual'ın yetiştirme bedelide diğer oyunculara göre çok fazlaydı :) Barcelona Alt yapısından 3.2 Milyon £ a transfer ettiğim Pascual 17 yaşında Bilbao da , 18 yaşında ise İspanya Milli Takımında formayı kaptı :)


Athletic Bilbao'nun stoperleri Amorebietta ve Mikel San Jose ikilisiyle 2018 yılına kadar devam ettim, 2018 de Amorebietta'nın futbolu bırakmasıyla Jose Felix Marin 19 yaşında formayı kaptı ve 2 sezonda inanılmaz gelişip,İspanya Milli Takımına seçildi... Oyunun Wonderkid lerin den olan Jose Felix Marin diğer oyuncuların aksine Athletic Bilbao Alt Yapısından yetişme..



Aslında alırken pek umudum olmamasına rağmen son 2 sezonda müthiş bir çıkış yakalayan Daniel, geçtiğimiz sezonu 16 gol, 12 Asistle tamamladı... yine 15 yaşında Sporting Gijon dan 1.4 Milyon £ a transfer ettiğim Daniel, Llorente den sonra İker Munian'ın forvet hattında partneri konumunda...

-Genel Durum-


Kulübün itibarını Dünya Çapı bir türlü yapamadım, Şampiyonlar Ligi şampiyonu olduğumuz sezon bir dönem Dünya Çapı olsa da yine kıtasal'a düştü ve son 4 yıldır böyle devam ediyor... Kulübün Efsanelerinde ; Bendeniz :) ve Athletic Bilbao tarihinin önemli isimlerini görüyorsunuz.. Tabi oyunun en büyük efsane Joseba Etxeberria'yı Simgeler bölümüne koyup,efsaneden saymaması büyük saçmalık, bir sonraki oyunlarda düzeltilir umarım...


Oynadığım oyunlarda genelde adıma stad yaptırmadan oyunu bırakmam ama ilk defa böyle bir şeyle karşılaştım... 2017 San Mames den 72.500 kişilik yeni stadımız "Guerrero Arena" ya taşındık :) Kulüp benim adıma değil, diğer bir efsane Julen Guerrero adına stad yapmayı uygun bulmuş :/ pehh


Oyuna başladığımdan beri uyguladığım taktik budur... Şimdilerde 2011 senesinden sadece Ander Herrera,İker Muniain ve ilk sezon Marsilya dan transfer ettiğim Cesar Azpilicueta bulunuyor... Yedekler arasında ise 2 sezon önce formayı Pascual'a kaptıran 33 yaşındaki Javi Martinez var.. Onun haricinde takım tamamiyle Regenlerden oluşuyor...

7 Nisan 2012 Cumartesi

Adam Olacak Çocuk #6 (Sebastián Ubilla)



 Futbol Tarihinde ; Marcelo Salas ve Ivan Zamorano gibi Dünya Çapında santraforlarıyla hafızalara kazınan Şili Futbolu... 1989 Roberto Rojas skandalından sonra temellerini attığı ve Fransa 98' de 2. Tur başarısını yakaladığı jenerasyonun ardından bir fetret dönemi geçirmiş 2002 ve 2006 Dünya Kupasına katılamamıştı. Sadece Turnuvalara katılamamakla kalmayıp, Serie A da forma giyen David Pizarro haricinde üst düzey futbolcusu bile bulunmayan Şili, 2007 yılında Milli Takımlar Teknik Drektörlüğüne ; Büyük Üstad Marcelo Bielsa yı getirerek yeni yapılanmanın temellerini atmış oldu... Akabinde 2010 Dünya Kupası Güney Amerika elemelerinde Brezilya'nın 1 puan gerisinde grubu 2. bitirerek Güney Afrika ya gitmeye hak kazanan Şili, yaş ortalaması 21 olan Turnuvanın en genç takımı ile taraflı-tarafsız herkesin takdirini kazanan bir performans sergilemiş 2. Tur da Brezilya ya elenerek turnuvaya veda etmişti...

 2010 Dünya Kupası kadrosunun demirbaşları Alexis Sanchez(Barcelona),Arturo Vidal(Juventus),Gary Medel(Sevilla) ve Mauricio Isla(Udinese) şimdilerde Avrupanın üst düzey liglerinin en değerli oyuncuları konumunda... Bunun yanı sıra 2012 ara transfer döneminde 11 Milyon € karşılığında Napoli ye transfer olan Eduardo Vargas da Şili Futbolunun Avrupa ya ihraç ettiği son yıldız adaylarından...

 An itibariyle Apertura Liginin 10. haftası sona eren Şili de, yeni bir yıldız adayı performansıyla Avrupa ya göz kırpıyor... Ligin orta sıra takımlarından Santiago Wanderers da forma giyen Sebastian Ubilla, şimdiden yaz transfer döneminin gözdeleri arasına girmiş durumda...



 Sebastian Ubilla 9 Ağustos 1990 doğumlu... Henüz 21 yaşında... Tipik bir Güney Amerikalı forvet oyuncusu, Sağ Açık-Sol Açık ve Ofansif Orta Saha olarak görev yapabiliyor.. Top tekniği üst düzey,Süretli ve ayaklarına hakim bir oyuncu, ama onu özel kılan en önemli vasfı bitmek bilmeyen enerjisi,hırsı ve konsantrasyonu..Ubilla yı topu kaptırdıktan sonra üzülürken göremezsiniz, vakit kaybetmeden takım savunmasındaki yerini alıp rakibi karşılıyor... En büyük handikapı ise oynadığı takımın Şili'nin orta sıra takımlarından biri olması.. Ubilla genelde hızlı çıkışlarla gol aramaya alışık bir futbolcu, Maçın genelinde baskı kuran büyük bir takımda neler yapabileceği soru işareti.. Ama zayıf bir takımda oynuyor olması ; Güney Amerikalı futbolcularda pek görmediğimiz savunma anlayışını geliştirmesinde yardımcı olmuş, bu da Avrupa Lig leri için Ubilla yı bir adım öne çıkarıyor...

 Santiago Wanderers alt yapısında yetişen Ubilla, 2010 yılında Joel Soto'nun takımdan ayrılmasıyla forma şansı bulmaya başladı... İlk maçına 19 yaşında Cobreloa karşısında çıkan Ubilla, Çoğunlukla sonradan girdiği maçlarla tamamladığı 2009-2010 sezonunda 28 maçta 2 gol 3 asistlik performans sergiledi... 2010-2011 sezonunda sıklıkla ilk 11 de forma şansı bulan ve sezonu 31 maçta 6 gol 5 asist ile tamamlayan Ubilla, En büyük patlamayı ise bu sezon yaptı... Apertura Liginde geride kalan 10 hafta itibari ile 11 gol 1 asistlik performans sergileyen genç yıldız takımını tek başına şampiyonluk yarışında tutuyor... Tahmini Bonservis bedeli(Şimdilik) 1.5-2 Milyon € arasında olan Sebastian Ubilla'nın, Jaja dan sonra "Hucumdaki itici güç" eksikliğini fazlasıyla hisseden Trabzonspor için biçilmiş kaftan olduğuna inanıyorum...

"Sebastian Ubilla" 18 dakikalık geniş videosu : http://vimeo.com/37837675

1 Nisan 2012 Pazar

Bir Maçtan Fazlası...



 Baştan söyliyeyim, yazımın başlığını Fanatik Gazetesinden çaldım !! Bu sabah gazeteleri şöyle bir yoklarken karşıma çıktı bu başlık... Aslıhan Çil isimli, fanatik te çalışan bir gazetecinin haberiymiş.. içeriğinde "Unutulmaz" Fenerbahçe-Trabzonspor maçlarının kısa özetle hatırlatıldığı bir haber.. 5 maç verilmiş, 3 ü Fenerbahçe'nin kazandığı maçlar 2 si Trabzonspor'un... Bunlardan biri Otto Bariç skandalı ve Fenerbahçe'nin sahadan çekilmesiyle aldığımız hükmen 3-0 lık galibiyet.. Yazar 'Sözde Taşkınlık' vurgusu yapıp, sahada kazanılmamış bir galibiyet aldığımızı anlatmış aklınca :) .. Neyse geçelim 2. maça ; Bu maç bir galibiyet bile değil, 2010 da Kadıköy de 1-1 lik sonucun Bursaspor'u şampiyon yaptığı özet geçilmiş...

 Bahsedilen maçları kesinlikle değersiz görmüyorum, ikiside yıllar sonra bile unutulmayacak maçlardı, ama 1984 yılında 90. dakikada Hasan Şengün'ün golüyle Şampiyon olduğumuz maç ? 5 Mayıs 1996 dan 14 yıl sonra aynı gün 28 yıl kupa kazanamayan Fenerbahçe'nin elinden 1-0 geriden gelinerek alınan 3-1 lik urfa zaferi ? Haber de yapılan şey belliydi ; "Trabzonspor'u Değersizleştirmek".. Saman altından "Siz Fenerbahçe ye karşı ya hükmen kazanırsınız, yada başkası için oynar berabere kalırsınız" denmek isteniyordu... Yoksa tarihinde sayısız Fenerbahçe zaferi olan Trabzonspor'un özellikle bu iki maçı seçilip önümüze konmazdı...

 Yazıyı okuduktan sonra bir araştırma yaptım 'Sayın Aslıhan Çil' hakkında... Bulmam hiç uzun sürmedi bu fotoğrafı :) Daha önce Hürriyet Gazetesinde de karşılaşmıştık böyle bir durumla.. belliydi 'Hazımsız Eller' tarafından yazıldığı...



 Neyse bu teori de bir maç yazısı aslında, ama saha içindeki maçı yorumlamayacağım bugün... Aykut,Alanzinho,Cech falan olmamalı bugün Trabzonspor Taraftarının meselesi... Çünkü onların istediğide tam anlamıyla budur...
"Fırat Aydınus'u görme Trabzonspor'lu"
"Hakemi değil futbolcularını tartış Trabzonspor'lu"
"Şikeyi,mikeyi boşver gene yenemedin Feneri Trabzonspor'lu :)"

 Bugün sahada ; Saha içinde Hakem'i,Saha dışında Medya'yı,Siyasette İktidar'ı,Yüzsüzlükte İftihar'ı elinde bulunduran bir takıma karşı savaştı 11 Cesur Yürekli Trabzonspor Futbolcusu !!! Onlara ve başlarındaki Yüce İnsan'a söz söylemek,eleştirmek yakışmaz bugün Trabzonspor Taraftarına... Çünkü bugün sadece saha içinde oynanmadı bu oyun.. "Bir Maçtan Fazlası..." Oynandı saha dışında...

Erman Akyüz

28 Mart 2012 Çarşamba

Adam Olacak Çocuk #5 (Jordan Veretout)



Çok değil, bundan 12 sene evvel 2000-2001 Fransa Legue 1 şampiyonu Nantes, 2001-2002 de bayrağı 7 sene üst üste şampiyon olan Lyon'a devrettikten sonra tarihinin en kötü sezonlarını yaşadı... Şampiyonluktan sonraki 3-4 sezonda orta sıralar ve düşme hattı arasında mekik dokuyan kulüp, 2006-2007 de Fransa Legue 1'i sonuncu sırada bitirerek küme düştü... Didier Deschamps ve Marcel Desailly gibi Dünya Kupası kaldıran 2 Fransız efsanesi yetiştiren bu köklü kulüp, bugünlerde Legue 1 e çıkma mücadelesi verirken, aynı zamanda alt yapısından yetiştirdiği yıldız adaylarıylada dikkat çekiyor. Sezon başında Lionel Carole'u Benfica ya, Loic Nego yu da AS Roma ya satan Nantes, 2011-2012 sezonunda taraftar forumlarında "Yeni Jeremy Toulalan" olarak lanse edilen bir yeteneği Fransa Futboluna kazandırdı...

1993 yılında Fransa'nın kuzeybatısındaki Nantes şehrinde doğan Jordan Veretout, 9 yaşında Nantes alt yapısında futbol oynamaya başladı... takımının tüm alt yapı kategorilerinde forma giydikten sonra 2010-2011 sezonu öncesi Nantes ile Profesyonel sözleşme imzaladı. İlk sezonunda, Aurelien Capoue ve Stephane Darbion'un arkasında bekleyen Veretout, 2010-2011 sezonunun 36. haftasında Sedan deplasmanında 87. dakikada oyuna dahil olarak ilk profesyonel maçına çıktı. Kariyerindeki ilk sezonunu sadece 1 maçta 4 dakika oynayarak geçiren Jordan Veretout, 2011-2012 sezonunda Capoue'nin Boulogne ya, Darbion'un ise Yunanistanın Xanthi takımına transfer olmasıyla birlikte bir anda formayı sırtında buldu... Bu sezon takımıyla birlikte Legue 2 de 27 maça çıkıp 5 gol 3 asistle oynayan genç yıldız, sergilediği performansla Legue 1'in bir çok takımını peşine takmış durumda... Fransız basını PSG ve Marsilya'nın ilgilendiğini ama en ciddi girişimin Montpellier tarafından yapıldığını yazsada... Veretout Ocak 2012 de verdiği röportajında "Ben Loic Nego(AS Roma) ve Lionel Carol(Benfica) gibi takımdan genç ayrılmak istemiyorum, uzun bir süre daha Nantes forması giymek istiyorum" demişti...



Orta sahanın ortasında defansa dönük bir rol üstlenen Veretout, top tekniği,önsezisi ve yaratıcılığıyla tipik bir oyun kurucu... 19 yaşında olmasına rağmen güçlü fiziği ve savaşçı yapısıyla şimdiden Nantes taraftarının sevgilisi olmuş durumda. Genelde 3. bölgeye fazla hareketlenmeyen ve oyunun geri planında kalmayı tercih eden Veretout'un en zayıf özelliği ise güven sorunu yaşaması... Takım arkadaşlarına göre çok üstün bir tekniğe sahip olmasına rağmen sorumluluk almaktan kaçıyor ve top kaybı yaptığında panikleyip, aynı hatayı maç içinde bir çok kez tekrarlıyor.. Tabiki bir oyun kurucu için tecrube ile sabit hatalar yapması çok normal.. Buna rağmen hatalarından ders alıp sezon başındaki futbolunun üzerine koyarak ilerlemesi, Jordan Veretout'un iş ahlakı ve çalışma azminin üst düzey olduğunu gözler önüne seriyor.


Nantes-Le Havre maçında attığı gol...

17 Mart 2012 Cumartesi

90+ 1 Aşk...



Fransa 98'... 8 yaşındayım daha, bütün günümü yaz sıcağında abimle evde maç izleyerek geçiriyorum... Günde  3 maç yayınlanıyor,izliyoruz, ama yetmiyor... Günün kalan saatlerini Fransa 98' dergisindeki takım kadrolarını ezberleyerek geçiriyoruz, arada çeşitli atraksyonlar yapıp annemden, babamdan gizlice para yürütüp Dergimize futbolcu çıkartması almak için koşa koşa bakkala gidiyoruz :) Genelde aynı futbolcular çıkıyor paketlerin içinden, bilerek yapıyor tabi üreticileri, çıkmayan futbolcular daha fazla merak uyandırsın ve daha fazla çıkartma paketi satın alalım diye.. Çok da güzel işliyor taktikleri, günde en az 6-7 paket alıyoruz, bütün futbolcuları tamamlıyoruz. Bir kişi hariç...

 İspanya'nın Nijerya ya 3-2 yenildiği maçta 50-60 arası bir dakika... Spiker bizim suratını hiç görmediğimiz ama boyunu,kilosunu,yaşını ve adını(okuyabildiğimiz kadarıyla) bildiğimiz adamı anons etmeye başlıyor... "Kenarda 17 numaralı formasıyla Joseba Etxeberria(hoseba eççeberya) oyuna girmek için bekliyor..." surata bi bakıyoruz, sonra birbirimize bakıyoruz.. "Bu mu lan 21 yaşında ? En az 30'u var bunun" ... Aslında suratını ilk gördüğümde söylediklerim, Joseba Etxeberria'nın neden futbol dünyasında çok konuşulan bir isim olmadığının cevabıydı :) Henüz 20 li yaşlarda dökülmeye başlayan saçları, kırışıklarla dolu surat hatları ve gıdısı sarkmış olgun çehresiyle, olduğundan 10-15 yaş büyük gösteren bu adam 5 Eylül 1977 tarihinde İspanya'nın kuzeyi,Fransa'nın güneybatısındaki,Basklıların ilk yaşam alanı olarak bilinen 'Elgoibar' kasabasında doğmuştur... Bask bölgesinin en büyük iki takımından biri olan Real Sociedad da kariyerine başlayan Etxeberria, sadece 7 maç yaptıktan sonra o dönem 18 yaşın altında bir futbolcuya verilen en yüksek bonservis bedeli olan 3 Milyon € karşılığında hayallerinin takımına,Basklıların Milli Takımı olarak gördükleri Athletic Bilbao'ya transfer olmuştur...Transfer olduğu 95-96 sezonundan itibaren takımın değişmezlerinden olan Etxeberra, Athletic Bilbao'nun sezonu Barcelona'nın ardından 2. bitirdiği 97-98 sezonunun sonunda 11 gol atarak takımının en skorer ismi oluyor, ve henüz 21 yaşında, 12 sene boyunca gururla taşıyacağı kaptanlık pazubandını koluna geçiriyordu...

 Her geçen yıl futbolunu,ismiyle birlikte büyüttü Joseba Etxeberria... İspanya Milli Takımının değişmezlerinden oldu, 98 Dünya Kupası ve 2000-2004 Avrupa Şampiyonalarında yer aldı... 58 kez giydiği İspanya Milli Takımı formasıyla 12 gol attı, Dünya devlerini peşine dizdi, onlarca astronomik teklif aldı, ama hiç bir zaman çıkarmadı Athetic Bilbao formasını üzerinden... Doğduğu topraklara, ona sahip olduğu herşeyi kazandıran kulübüne hiç bir zaman ihanet etmedi... Tek bir kupa ile bile süsleyemedi görkemli kariyerini, oysa herkesin rüya takım Barcelona'yı konuştuğu 2008-2009 Sezonu Kral Kupası finalinden önce Athletic Bilbao Başkanı Fernando Garcia Macua "Kupayı Etxe'nin ellerinde görmek için hayatta sahip olduğum herşeyi feda edebilirim" demişti... Ekranları başında Barcelona'nın hezimetini izlemek isteyen milyonlarca Fahri Katalan'ın aksine Mestalla stadını dolduran binlerce Athletic Bilbao taraftarı, yıllar sonra kulübün müzesine girecek ilk kupadan çok, En Büyük Efsanelerinin, Joseba Etxeberria'nın ellerinde yükselen bir kupa görmek istiyorlardı...



 Maalesef nasip olmadı... Barcelona kupayı Athletic Bilbao'yu 4-1 yenerek kazandı... Maç sonunda Joseba Etxeberria herkesi sarsan açıklamayı yaptı... "2009-2010 sezonu sonunda futbolu bırakıyorum..." kimse inanamadı, henüz 31 yaşındaydı Etxeberria, ama en büyük "Şok" açıklamanın devamında geldi... "Son sezonumda   para almadan oynamak istiyorum, bugüne kadar hep Athletic Bilbao bana baktı, şimdi benim karşılıksız hizmet etme vaktim"...



 2009-2010 ayaktopu mevsimini,kendisinin deyimiyle 90+1'i 5 kuruş para almadan tamamladı Joseba Etxeberria, öyle 37 sinde kıçındaki kıllar kadayıf olduktan sonra "Artık beni kimse almaz,bari artislik yapıp beleşe oynayım" diyerek değil...32 yaşında, Dünyanın en fazla kazanan topçusu Ronaldo'nun oynadığı lig de oynarak hemde... "Artık şampiyonluklar yaşamak istiyorum" diye Chelsea ye imza atan Fernando Torres'e inat Tek bir kupa bile kazanamadan, 15 Mayıs 2010 da Deportivo maçının 72. dakikasında yerini Toquero ya bırakarak noktaladı kariyerini... Jubile maçında, onun hayranı olan 200 küçük çocukla karşı karşıya geldi Athletic Bilbao... Kucağında kızı ve bir demet çiçekle veda etti San Mames'in çimlerine...

Athletic Bilbao formasıyla son kez oyundan alınırken...Spiker bile ağlıyor...